Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/1207 E. 2011/2616 K. 03.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1207
KARAR NO : 2011/2616
KARAR TARİHİ : 03.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.07.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, kal isteminin reddine dair verilen 01.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Davacı, paydaşı olduğu 32 parsel sayılı taşınmaza davalının ev ve ahır yapmak yoluyla elattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve binaların kal’ini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, kal isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
TMK’nun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683/2. maddesinde “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmüne yer verilmiştir. Malik taşınmaza haksız elatılması halinde dava açarak elatmanın önlenmesini isteyebilir.
Görevli mahkeme ise, çekişme konusu yapılan taşınmazın değerine göre belirlenir.
Somut olayda, 32 parsel sayılı taşınmazın 1/5 payının davacı … adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 02.09.2010 tarihli inşaat bilirkişi raporunda, taşınmazın ve kal’i istenen dava konusu yapıların toplam değeri 10.149,05 TL olarak belirtilmiştir. Elatmanın önlenmesi istemli davalarda mahkemenin görevi taşınmazın değerine göre belirlenir. Elatmanın önlenmesi istemi yanında kal isteminin de bulunması halinde, müddeabih bu iki istemin değerinin toplamıdır. Davacı, elatmanın önlenmesi ve kal istemi ile ilgili davayı 29.07.2009 tarihinde açmıştır. Bu tarihte sulh hukuk mahkemeleri dava değeri 7.080 TL’ye kadar işlere bakmakla görevlidir. Bu nedenle, dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değeri dikkate alınarak, HUMK’nun 8/1 maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.