YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12348
KARAR NO : 2011/14539
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacı tarafından, davalı aleyhine 20.05.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 12/01/2010 tarihli bir başvuru üzerine vermiş olduğu B050NÜV0070003.120-15688-10-101.01 sayılı cevabi yazısında; “Nüfus Hizmetlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinde belirtildiği üzere; nüfusta kaydı bulunmayanların ölüme ilişkin resmi veya özel sağlık kurumları veya kamu kurum ve kuruluşlarının kayıtlarına dayanılarak düzenlenmiş herhangi bir ölüm kaydı bulunmadığı takdirde nüfus kütüklerine tescilin yapılması kanunen mümkün olmadığı” bildirilmiştir.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yazısında belirtilen nedenlerle idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak açılan bu tür davalarda düzeltme kararı verilemeyen hallerde tespit kararı verilmesi gerekli ve zorunludur.
Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmelidir.
Dosya içerisinde bulunan Beyoğlu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/824 esas 1998/16 karar sayılı ilamında muris …’nin nüfus kaydına rastlanmadığı belirtilmiş ise de, her iki dosyada da bu konuda yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple muris …’nin oğlu olduğu anlaşılan İbrahim’in nüfusa kayıtlı olduğu cilt, sayfa ve kütük sıra numaralarından yararlanarak nüfus kayıtları araştırılmalı gerekirse bu kayıtlar İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden de sorularak kimliği açıkça belirlenmelidir.
Muris …’nin açık kimliği belirlendikten sonra tapuda malik görünen “…” ile davacının murisi “…’nin” aynı şahıslar olup olmadığı araştırılmalı; tüm bu işlemler yerine getirildikten sonra hala tereddütler giderilememiş ise mahkemece taşınmaz başında keşif yapılarak tanıklar ve mahalli bilirkişiler dinlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.