Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/12406 E. 2011/14988 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12406
KARAR NO : 2011/14988
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.09.2010 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranış nedeniyle kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışların kal suretiyle giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Türk Medeni Kanunu’nun 737. maddesine göre “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür….” Taşkınlıktan amaç, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gerekir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek zorundadır. Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde, mahkemece kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderilme şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi gerekir.

Somut olayda; mahkemece yapılan keşif sonucu ibraz edilen 30.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 2 adet incir fidanı, 2 adet palmiye ve 6 adet kaktüsün ileride büyümesi halinde davacının manzarası kapanmasına neden olacağı belirtilmiştir. Görüldüğü üzere henüz davacının uğradığı bir zarar söz konusu değildir. Açıklanan nedenle, bu ağaçlar yönünden istemin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 06.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.