YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13542
KARAR NO : 2011/15031
KARAR TARİHİ : 06.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.04.2010 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, faiz isteminin reddine, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine; dair verilen 06.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, eser bedelinden kalan alacağın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalı, davacı ile akdi ilişkisi bulunmadığını, davacının babası olan dava dışı Osman’la eserin yapımı konusunda sözlü olarak anlaştıklarını eser bedeli olan 750.00 TL’yi de ödediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş, asıl alacağa yönelik itirazın iptaline işlemiş faiz isteminin reddine, asıl alacak tutarı olan 5650.00 TL nin % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle davacının icra takibini adi ortaklığı temsilen ve temsilci sıfatıyla yapmış bulunmasına davanın da bu nedenle açılmış olmasına, Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca borçlunun temerrüde düşürülmemesine faize ancak takip tarihinden itibaren hüküm kurulabileceğine göre davacının bütün, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında iş bedelinin kararlaştırıldığı yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalının dava dışı büyükşehir belediyesine verdiği 22.09.2008 tarihli dilekçeden eserin mahkemenin kabul ettiğinin aksine 2008 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacı eser bedelini Borçlar Kanununun 366. maddesi gereğince işin yapıldığı yılın mahalli rayiçlerine göre isteyebilir. Bu bakımdan eser bedelinin 2009 yılının rayiçlerine göre hesaplanması doğru olmamıştır.
Diğer taraftan; İcra İflas Kanununun 67. maddesi gereğince davalının kötüniyet tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için icra takibine yaptığı itirazın haksız olması gerekir. Eser bedelinin kararlaştırılmadığı ancak bilirkişi incelemesiyle saptandığı bu gibi durumlarda alacağın likit (bilinebilir) olduğundan söz etmek olanağı yoktur. İcra inkar tazminatı isteminin açıklanan nedenle reddi yerine hüküm altına alınması da doğru değildir.
Yapılması gereken iş; bilirkişilerden ek rapor alınarak eser bedelini işin yapıldığı 2008 yılı mali rayiçlerine göre hesaplamak, bundan yapılan ödeme tutarı olan 750.00 TL’yi mahsup ederek kalanı hakkında bir hüküm kurmak olmalıdır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının bütün, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bent uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.