YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13740
KARAR NO : 2011/14555
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
ASLİ MÜDAHİL : …
Davacı tarafından, davalı aleyhine 01.04.2005 gününde Asli Müdahil tarafından ise 22.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; …’ın davasının reddine, …’ın davasının kabulüne dair verilen 14.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı yetki belgesine dayanarak açmış olduğu davada 102 ada 9 sayılı parselin kayıt maliki … oğlu …’e “Kahvecioğlu” soyadının eklenmesini istemiştir.
Eldeki dava ile birleştirilen 2005/650 sayılı dosyada ise … aynı parselde ”… oğlu …” şeklindeki kimlik bilgilerindeki baba adı …’in “…” olarak düzeltilmesini istemiş, kendisinin … oğlu …’in mirasçısı olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece … oğlu … ‘nin dayanak tapu kaydının tesisi tarihinde 8 yaşında olduğu, bu nedenle taşınmazın davacı …’ın murisine ait olduğu gerekçesi ile …’in baba adının … olarak tashihine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … ve davalı … Müdürlüğü temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre asıl davanın davacısının tüm, davalı … müdürlüğünün aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davaya konu taşınmazın Eylül 1329 tarihli ve 66 sıra numaralı kök tapu kaydının malikinin … oğlu … olduğu görülmektedir.
Mahallinde yapılan keşif ve dinlenen tanıklar ve tüm dosya kapsamından kayıt malikinin ”… oğlu …” olduğu bu kişinin birleşen davanın davacısı …’ın murisi olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içinde bulunan veraset ilamından da bu husus saptanmıştır.
Kayıt maliki … oğlu …’in ibraz edilen veraset ilamında nüfus kütükleri oluşmadan 1915 yılında vefat ettiğinin belirtildiği görülmektedir.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 12/01/2010 tarihli bir başvuru üzerine vermiş olduğu B050NÜV0070003.120- 15688-10-101.01 sayılı cevabı yazısında; Nüfus Hizmetlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinde belirtildiği üzere; nüfusta kaydı bulunmayanların ölüme ilişkin resmi veya özel sağlık kurumları veya kamu kurum ve kuruluşlarının kayıtlarına dayanılarak düzenlenmiş herhangi bir ölüm kaydı bulunmadığı takdirde nüfus kütüklerine tescilin yapılmasının kanunen mümkün olmadığı” bildirilmiştir.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü yazısında belirtilen nedenlerle idari yoldan tapu kayıtlarında intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak açılan bu tür davalarda düzeltme kararı verilemeyen hallerde tespit kararı verilmesi gerekli ve zorunludur.
Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmelidir.
Davaya konu olayda, mevcut duruma göre şahsın artık nüfus siciline tescili mümkün olmadığından ve dolayısıyla tapu kaydındaki kimlik bilgileri de nüfus kayıtlarına göre düzeltilemeyeceğinden tapu kayıtlarında intikal yaptırılabilmesi için mahkemece “dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen … oğlu … ile birleşen davanın davacısının murisi … oğlu …’in aynı kişi olduğunun tespitine” şeklinde bir tespit hükmü kurulması gerekirken düzeltme kararı verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2). bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 29.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.