Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/13796 E. 2011/15440 K. 14.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13796
KARAR NO : 2011/15440
KARAR TARİHİ : 14.12.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 09.07.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar … ilçesi …, İnkilap ve Cumhuriyet mahalle muhtarları olduklarını, öncesi mera olan yerlerin kadastro tespiti sırasında davalı … Belediyesi adına tespit gördüğünü ve Belediye tarafından da diğer davalı … …’a satıldığını belirterek 213 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile ilçe tüzel kişiliği adına mera olarak sınırlandırılmasını istemişlerdir.
Davalı …, davaya cevap vermemiş, diğer davalı … ise dava konusu taşınmazın 20 yıldan fazla zilyedi olduğunu, davalı Belediyeden ihale ile satın aldığını, öncesinin mera olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklinde ekleme yapılmıştır.
Aynı Kanunun 3. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununa eklenen Geçici 10. madde ise “Bu Kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Ancak, 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” cümlesinde yer alan “…iddia ve taşınmazın niteliğine” ibaresi ve 3. madde ile 3402 sayılı Kanuna eklenen “Geçici 10. madde” Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 günlü ve E.2009/31, K. 2011/77 sayılı kararı ile iptal edildiğinden muhtarların açtığı tapu iptali ve tescil davasının esasının incelenerek bir hükme bağlanması gerekir. Çünkü, davacıların öne sürdüğü bu tür bir iddia on yıllık hak düşürücü sürenin dışında bırakılmıştır.
Hal böyle olunca, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararı göz önüne alınarak çekişmenin esasının incelenmesi gerekirken, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 14.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.