YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13865
KARAR NO : 2011/16003
KARAR TARİHİ : 23.12.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.03.2010 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.07.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, komşusu 38 sayılı parselin malikinin taşınmazında çok sayıda kanatlı hayvan, büyükbaş hayvan ve köpek beslediğini, hayvanların gürültüsünün çevreyi rahatsız ettiği gibi gübre kokusu yayıldığını ve sağlıklarının tehdit edildiğini ileri sürerek tüm hayvanların taşınmazdan çıkartılmak suretiyle komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın
durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda da; davacı, evinin bulunduğu taşınmazının bitişiğinde davalı tarafından kanatlı hayvan, köpek ve büyükbaş hayvan beslenmesi nedeniyle koku ve gürültüden rahatsız olduğunu, temizlenmeyen gübrelerin sineklerin üremesine yol açtığına ileri sürerek insan sağlığını da tehdit eden davranışların giderilmesini talep etimiştir. Taşınmaz başında keşif yapılmış, bilirkişi görüşüne göre, yöre halkının geçimini tarım ve hayvancılıkla sağladığını, mera ve otlama alanlarının kısıtlı olması nedeniyle hayvanların ağıllarda bakılmakta olduğunu, çatının tuğla ve betonla kapatılarak izole edilmesi, zemindeki sıvı ve dışkı kanalının yenilenip genişletilmesi, düzenli ilaçlama yapılması, hayvan damı kapısı ile kümesin ince delikli ağ tül ile kapatılarak sinek ve haşeratın çevreye yayılmasının bu şekilde önlenmesi, ayrıca kümes hayvanlarının serbest bırakılmaması suretiyle davacının zarar görmesinin engelleneceği saptanmıştır.
Mahkemece bilirkişi raporunda belirtilen önlemlerin davacı tarafından kabul edilmemesi ve davacının hayvanların tamamının kaldırılmasında ısrarlı olması nedeniyle dava reddedilmiştir.
Eldeki davada tarafların yaşadığı kasabada hayvancılık faaliyetinin yaygın olduğu ve hemen hemen her evde hayvan beslendiği sabittir. Davalı da geçimini hayvancılıkla sağlamaktadır. Taşınmazında komşusunu rahatsız etmeyecek şekilde bu faaliyetini sürdürme olanağının yöntemi bilirkişilerce gösterilmiştir. Davacı ise taşınmazda hayvancılık faaliyetine son verilmesini
istemektedir. Davalının komşuluk hukuku ilkeleri çerçevesinde hoşgörü sınırlarını aşmayacak ve yerel örfe de uygun bir şekilde taşınmazında hayvan beslemesinin mümkün olduğu saptandığına göre davanın niteliği gereği davacının isteminde ısrar etmesi sonuca etkili değildir. Mahkemece davalının komşuluk hukukuna aykırı davranışının bilirkişi raporunda gösterildiği şekilde giderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 23.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.