YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14536
KARAR NO : 2011/15690
KARAR TARİHİ : 19.12.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.01.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, müşterek murislerinin ölümünden evvel yaptığı paylaştırma ile dava konusu 789 parsel sayılı taşınmazın kendilerine isabet ettiğini ileri sürerek davalıların müdahalesinin önlenmesini istemiştir.
Davalılardan …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın fiilen taksim edildiği ve bu taksim biçimine uygun kullanıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Dava elbirliği mülkiyetine konu taşınmazda müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da, fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. O yüzden mahkemece açıklanan bu yön üzerinde durulması, başka bir anlatımla taşınmazın tüm paydaşların katıldığı kullanma paylaşımına konu olup olmadığının, tarafların bu konudaki delilleri istenerek açıklığa kavuşturulması gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazda tarafların murisi dava dışı kişilerle birlikte paylı maliktir. Davacı taraf, murisleri babalarının bu payına karşılık taşınmazda fiili taksim sonucu oluşmuş belli bir alanı kullandığını ve kendilerinin de bu alanı miras taksim anlaşması gereği fiilen aralarında üçe bölerek kullandıklarını iddia etmişlerdir. Dosya içinde bulunan tapu kaydının incelenmesinden dava konusu taşınmazda tarafların murisinden başka yirmibeşin üzerinde kişinin daha paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu taşınmazın bütün paydaşlarının katılması suretiyle kullanma ve taksime tabi tutulup tutulmadığı araştırılmadan ve varsa paylaşım şekli krokide gösterilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde istemin kabulü doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’n temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.