Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/14745 E. 2011/15521 K. 15.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14745
KARAR NO : 2011/15521
KARAR TARİHİ : 15.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.04.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi kal eski hale getirme tazminatı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.07.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Dava, mera olarak sınırlandırılan 519 parsel sayılı taşınmaza müdahalenin önlenmesi, üzerinde bulunan bina ve zeytin ağaçlarının kal’i, ayrıca eski hale getirme bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı, dava konusu taşınmazın köy yerleşim alanı içine alındığından takdiri mahkemeye bıraktığını belirtmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiş, Dairemizin 29.03 2011 tarihli ve 2011/2446 E–4023 K sayılı ilamı ile özetle “…davalının diğer temyiz itirazlarının reddi ile,davaya konu edilen 519 parsel sayılı taşınmaz, 16.11.1987 tarihinde mera olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği, 01.05.2008 tarihli Köy Gelişme Alanı Tespit Komisyonu kararı ile köy gelişme alanı olarak tahsis edildiği, taşınmaz 4342 sayılı Mera Kanununun 14.maddesine göre mera olmaktan çıkartılarak köy yerleşim alanı niteliği kazandığından eski hale getirme bedeli istenemeyeceği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda;eski hale getirme bedeli olan 1.069,00 TL’nin davalıdan tahsili istemnin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nun 297.maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 15.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.