YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14754
KARAR NO : 2011/15357
KARAR TARİHİ : 12.12.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.03.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil mümkün değilse tazminat istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı …, arsa sahipleri ile yüklenici arasında düzenlenen 07.12.1994 tarihli inşaat sözleşmesi gereğince, yükleniciye düşen dava konusu 5808 ada 17 sayılı parseldeki A1 Blok 10.kat 20 numaralı bağımsız bölümü tarihsiz satış sözleşmesiyle satın aldığını belirterek arsa sahipleri ve yükleniciyi dava ederek tescil talebinde bulunmuştur.
Davalı arsa sahipleri de dava konusu bağımsız bölümün yükleniciye ait olduğunu ve yüklenici tarafından davacıya satıldığını, dava konusu bağımsız bölümle ilgileri olmadığını belirtmişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporlarına itibar edilerek inşaatın fiziki seviyesinin %82’de bırakıldığı, yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği, inşaatı tamamlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … vekili ve nispi vekalet ücreti yönünden davalı … vekili temyiz etmişlerdir.
Dava konusu taşınmaz, arsa sahiplerince 26.02.1998 tarihinde davalı …’na tapudan devredilmiştir.
Davacının 08.10.2000 tarihinde satın almış bulunduğu bağımsız bölümün taksitlerini ödemeye başladığı, yüklenici tarafından da taşınmazın davacıya temlik edildiği kabul edilmektedir.
Mahkemece her ne kadar yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dava konusu 20 numaralı bağımsız bölüm inşaat sözleşmesinde arsa sahiplerine değil yüklenici hissesine düşen meskenlerdendir. Arsa sahipleri de söz konusu bağımsız bölümün yükleniciye düşen yerlerden olduğunu kabul etmekte, yüklenicinin kendilerine karşı edimini yerine getirmediği yönünde bir savunmada bulunmamaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere arsa sahipleri, bozmadan önce davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararıda temyiz etmemişlerdir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Davacı, dava konusu bağımsız bölümün muvazaalı olarak arsa sahiplerince davalı …’na devredildiğini ileri sürmüş, davalı … ise taşınmazda iyiniyetli malik olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Dava konusu bağımsız bölüm arsa sahipleri tarafından 26.02.1998 tarihinde davalı …’na tapuda devredildiğinden, bu davalının iyiniyetli kayıt maliki olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat, hakkın doğmasına engel olacak bir hususun, hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Belirtilen bu kural, Türk Medeni Kanununun 1023.maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki m.1024’de “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunun bilen veya bilmesi gereken kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Öte yandan, kayıt malikinin iyiniyetli olup olmadığının tespitinde Türk Medeni Kanununun 3.maddesindeki karine ve bu konudaki 14.02.1951 tarihli 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen gerekçeden de yararlanılması gerekir.
Mahkemece, bu yönde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan harcın davalı tarafa iadesine, 12.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.