YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1477
KARAR NO : 2011/6001
KARAR TARİHİ : 03.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.01.2009 gününde verilen dilekçe ile Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde beyanlar hanesine yazılması istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 04.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekilleri Av…., Av…. geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı adına kayıtlı 413 ada 6 numaralı parsel üzerine inşa ettiği bina değerinin arazi değerinden fazla olduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile öncelikle bedelsiz olarak aksi halde tazminat karşılığı adına tescilini, mümkün olmaması halinde binanın kendisine ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava TMK’nun 724.maddesine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı …, davalı …’in imzasını taşıyan 24.10.1993 tarihli “Emlak ve Arsa Taksimatına ait Özel Anlaşma Mukavele Senedidir” başlıklı sözleşme ile eşi (murisi) …’e devri taahhüt edilen dava konusu taşınmaz üzerine iyiniyetle inşa edilen yapı nedeniyle eldeki davayı açmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada gösterilen sözleşmeler uyarınca, aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 701-703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi, ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir. Başka bir deyişle, ortaklık tasfiye ile sona erinceye kadar ortaklardan her birinin ayrı bir mal veya hakkı olmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır.
Bu ilke, Türk Medeni Kanunu’nun 701. maddesinde “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.
Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır” biçiminde yer almıştır.
Bu itibarla elbirliği (iştirak) halinde mülkiyette, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Yasada veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunludur.
Türk Medeni Kanunu’nun 702/2. maddesi “…Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir…” hükmü, 702/4. maddesinde de “…ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır…” hükmünü içermektedir.
Olağan koruma eylemleri ve buna bağlı olarak onarımlar, mahsullerin toplanması, bozulacak olanların satılması, acele olarak yapılması zorunlu bulunan işlemin yerine getirilmesi ile istihkak, el atmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi taksimi mümkün olmayan talepler, ortaklardan her biri tarafından dava yoluyla ileri sürülebilir ise de bu düzenleme dışında kalan isteklerin tüm ortaklar tarafından birlikte kullanılması gereklidir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 16.02.2005 gün ve 2005/8-22 E. – 64 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Belirtilen nedenle, dava konusu taşınmazın miras yoluyla intikal ettiği, taksim yapılmadığı ve başka mirasçı bulunduğunun belirlenmesi halinde, TMK’nun 701. Maddesi gereğince tereke el birliği mülkiyet hükümlerine tabi olur. TMK’nun 640 ve 702. Maddeleri hükümlerine göre el birliği mülkiyetinde tasarrufu işlemlerde oy birliği aranır. Yani tüm mirasçıların katılımıyla tasarrufi işlemler yapılabilir. Kural olarak, davada tasarrufi bir işlem olduğundan mirasçılardan biri tek başına adına tescil isteyemez.
Somut olayda; davacı murisi …’in, davacı dışında mirasçısı bulunup bulunmadığı saptanmalı, dava dışı ortaklar bulunması halinde, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması yada miras şirketine TMK’nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir,
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 825.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırama geri verilmesine 03.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.