Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/1529 E. 2011/6510 K. 18.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1529
KARAR NO : 2011/6510
KARAR TARİHİ : 18.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.05.2010 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkı tanınması, müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın husumet yokluğundan reddine (aktif dava ehliyeti) dair verilen 26.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler gelmedi. Karşı taraftan Malmüdürlüğü vekili Av…. geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Kadastro işlemleri sırasında 840.850.65 m2 yüzölçümündeki 103 ada 1 sayılı parsel ile 322.686.49 m2 yüzölçümündeki 159 ada 1 sayılı parseller, mera komisyonunca yapılan sınırlandırma sonuçlarına göre mera olarak saptanıp yararlanma hakkı davalılardan Soğuksu köyü tüzel kişiliğine bırakılmıştır.
Davacılar, 103 ada 1 ve 159 ada 1 sayılı parsellerin gerçekte yayla olduğunu, bu taşınmazlarla örtüşen Zilkade 1253 tarihli mirasbırakanları adına ferman bulunduğunu, dolayısıyla her iki taşınmazda intifa hakları olduğunu, taşınmazlar üzerinde intifa haklarının tanınmasıyla davalı Soğuksu Köyünün müdahalesinin men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Hazine, davanın reddini savunmuş, diğer davalı Soğuksu Köyü Tüzel Kişiliği davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanıma göre mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerdir. Yaylak ise, çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir.
4342 sayılı Mera Kanununun 1.maddesinde kanunun amacı “… daha önce çeşitli kanunlarla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile köy veya belediye tüzel kişilikleri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır” şeklinde açıklanmıştır. Mera Kanununun 6. maddesine göre mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisi Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılır. Uygulamayı yapacak merci ise valilik onayı ile oluşturulacak olan mera komisyonu ve komisyona bağlı olarak çalışan teknik ekiplerdir.
Tahsis, Mera Kanununun 3. maddesinde; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç köy ya da belediyeye bırakılması olarak tarif edilmiştir. Kuşkusuz bir tahsis işleminin yapılabilmesi o konuda yasal düzenleme olmasına bağlıdır. Tarihi sürece bakıldığında, Osmanlı Hukukunda tahsisin kesin nitelikli olan padişah buyruk ve iradesini gösteren belgelerle (fermanlarla) yapıldığı görülmektedir.
Davadaki davacıların dayanağı, az yukarıda sözü edilen padişah buyruk ve iradesini gösteren zilkade 1253 tarihli fermandır. Ne var ki, mahkemece fermanda ismi geçen kişi ile davacılar arasındaki bağlantı üzerinde durulmamıştır. Diğer taraftan, taşınmazların kadastro tutanakları edinme sütununda tahditin mera komisyonunun yaptığı sınırlandırma işlemi olduğu yazıldığı halde, yörede mera komisyonu tarafından iş ve işlemler yapılıp yapılmadığı da sorulup saptanmamıştır.
Gerçekten, 4342 Sayılı Mera Kanununa göre, bir işlem yapılmışsa ve 103 ada 1 ile 159 ada 1 sayılı parseller bu işleme dayanarak mera komisyonu tarafından sınırlandırılıp tahsis edilmişse, davacıların dayandığı fermanın bir önemi kalmaz. Çünkü, Mera Kanunu mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsis işlemlerinde yetkili mera komisyonlarını görevli kabul etmiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş, davada dayanılan Zilkade 1253 tarihli fermanda adı geçen kişiyle davacıların bağlantılarını tespit etmek, böyle bir bağlantı kurulursa davacılar padişah buyruk ve iradesini gösteren fermana dayanarak dava açabileceklerinden aktif dava ehliyetinin varlığını kabul etmek, yörede Mera Kanununa göre mera komisyonu uygulama yapmışsa 103 ada 1 ve 159 ada 1 sayılı parsellere ait işlem dosyalarını getirtmek ve mera komisyonunun yaptığı tespit, tahdit ve tahsis işlemleri varsa, artık davacılar fermana dayanamayacaklarından davalarını reddetmek, bir çalışma yapılmadığının saptanması ve dayanılan fermanla davacıların bağlantılarının bulunması halinde dayanılan fermana uygulamak, kapsamı tayin etmek, istemi bütün bunların sonucuna uygun bir karara bağlamak olmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırmayla davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedilmesi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 18.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.