Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/1539 E. 2011/3340 K. 16.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1539
KARAR NO : 2011/3340
KARAR TARİHİ : 16.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.11.2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, 29.07.1996 ve 22.04.2001 tarihli satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile açılmıştır.
Davalılardan satış vaadi borçlusu …, satış bedelinin ödenmediğini, diğer davalı … ise çekişme konusu bağımsız bölümü vaat borçlusundan alacağına karşılık temlik aldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiş, hüküm davacının temyizi üzerine Dairemizin 06.111.2008 tarihli ilamı ile özetle kayıt maliki olan davalı …’nin durumunun Türk Medeni Kanununun 1023 ve 1024. maddeleri çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece davacının mülkiyet aktarımı isteminden vazgeçmesi sebebiyle taleple bağlı kalınarak taşımazın rayiç değeri olan 60.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ile davalılardan … temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden kayıt maliki olan davalı …’ın yargılamanın devamı aşamasında ve 25.06.2008 tarihinde taşınmazı tapuda dava dışı …k’e sattığı anlaşılmaktadır. Bu işlemin öğrenilmesinden sonra davacı mahkemeye sunduğu 27.10.2009 tarihli dilekçesinde mülkiyet aktarımı isteminden vazgeçerek taşınmaz değerinin tazminat olarak davalılardan tahsili talebinde bulunmuştur. Yapılan bu işlemin dayanağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 186. maddesidir. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca davanın açılmasından sonra iki taraftan birinin müddeabihi üçüncü bir kişiye temlik etmesi halinde diğer tarafa seçimlik hak tanınmıştır. Bunlardan ilki temellük edene (yeni malike) karşı davayı ayın davası olarak devam ettirmek, ikincisi ise davalıya karşı açılan davayı zarar ve ziyan (tazminat) davası olarak sürdürmektir. Davanın geldiği aşamaya ve davacının 27.10.2009 tarihli dilekçesine bakılırsa davacının Hukuku Usulü Muhakemeleri Kanununun 186. maddesindeki seçeneklerden ikincisini kullandığı, yani açılan davaya zarar ve ziyan (tazminat) davası olarak devam etme iradesini mahkemeye bildirdiği görülmektedir. Başka bir anlatımla 27.10.2009 tarihli dilekçe bir ıslah dilekçesi değil mahkemeye seçimlik hakkın tazminat davası olarak kullanıldığına dair iradenin açıklandığı bir dilekçedir. Yapılan bu anlatımlar karşısında mahkemenin 27.10.2009 tarihli dilekçeyi ıslah dilekçesi olarak nitelendirmesi yanılgıya dayalıdır.
Eldeki davada üzerinde durulması gerekli diğer biri sorun da; davalılardan …’ın hukuki durumudur. Mahkemece bu davalı kötüniyetli kabul edilmek suretiyle tazminattan diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulmuştur. Gerçekten, dosya kapsamından kayıt maliki olan davalı …’ın diğer davalıdan birden fazla taşınmaz satın aldığı, çekişmeli 12 sayılı bağımsız bölüm üzerindeki tedbir kararının 20.06.2008 tarihinde kaldırılmasından hemen sonra taşınmazı 25.06.2008 tarihinde dava dışı …’e tapuda sattığı anlaşılmaktadır. Davalının bütün bu davranışları Türk Medeni Kanununun 1024. maddesi anlamında kötüniyetini gösterir. Dolayısıyla haksız fiil sebebi ile (BK. m.41) kanundan kaynaklanan borcundan dolayı davacıya karşı sorumludur. Davalı …’ın açıklanan bu nedenle temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacının temyiz itirazlarına gelince; Yukarıda sözü edildiği üzere davacının 27.10.2009 tarihli dilekçesi bir ıslah dilekçesi değil Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 186. maddesindeki seçimlik haklarından tazminat seçeneğini mahkemeye bildirdiği dilekçedir. Davacı 16.07.2010 tarihinde müddeabihi ıslah etmiş, 60.000,00 TL olarak bildirdiği talebini ıslah yoluyla 89.639,74 TL’ artırmıştır. Bu yüzden orta yerde iki ayrı ıslah işlemi değil tek bir ıslah işlemi bulunmaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş; davacının ıslah talebini gözeterek 60.000,00 TL’ye dava tarihinden, 29.639,74 TL’ye de ıslahın yapıldığı ve harcın ödendiği 16.07.2010 tarihinden geçerli faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar vermekten ibarettir.
Değinilen yönler gözardı edilerek istemin yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı … yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 16.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.