Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/1646 E. 2011/3046 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1646
KARAR NO : 2011/3046
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.03.2006 gününde verilen dilekçe ile sınır tespiti ve elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Davacı, Ardahan Kadastro Komisyonunca kadastro çalışma alanı sınırının 24.06.2004 tarihli kararı ile köyler arasındaki idari sınır esas alınarak belirlendiği, ancak bu komisyon kararının Ardahan Kadastro Mahkemesinin 2004/10-28 sayılı kararı ile iptal edildiğini, davalının bu karara dayanarak köy mer’asına ve arazisine elattığını, kadastro ile belirlenen çalışma alanının idari sınır olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, köy sınırlarının tespitini ve elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, davacı köyün bu davayı açmakta hukuki yarar bulunmadığını, sınır tespitinin idari işlem olduğundan idari yargının görevli olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölümün kullanım hakkının davacıya aidiyetine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
“Hazine Adına Tespit” başlığını taşıyan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasında “Yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur” hükmü mevcuttur. 3402 sayılı Kanuna dayanılarak çıkartılan Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin 4. maddesinin 5. fıkrasında da “Kadastro Kanununun 18 inci maddesi uyarınca tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler “hali arazi” veya “ham toprak” gibi vasıflarla Hazine adına tespit edilir ve tutanakta bu husus etraflıca açıklanır” hükmü yer almaktadır.
Bir davada, dava açan tarafın mahkemeden hukuki korunma istenmesinde korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Davacının dava açma hakkına sahip olması, dava açması için yeterli olmayıp, dava açmakta hukuki yararının da bulunması gerekir. Hukuki yarar davanın açıldığı anda bulunmalıdır. İleride oluşacak hukuki yarar dava açmak için yeterli değildir.
Somut olayda, 300 parsel sayılı taşınmazların ham toprak niteliği ile dava dışı Hazine adına 20.04.2007 tarihinde tapuya kaydedilmiştir. Hükme esas alınan 08.09.2009 tarihli bilirkişi raporunun ekindeki krokide dava konusu taşınmazın 300 parsel sayılı taşınmazın içerisindeki 372.436,46m² bölüm olduğu belirlenmiştir. Dava konusu taşınmaz, dava dışı Hazine adına kayıtlı olup, orta malı niteliğinde olmadığından davacının dava açmakta hukuki bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.