Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/2170 E. 2011/3721 K. 23.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2170
KARAR NO : 2011/3721
KARAR TARİHİ : 23.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.08.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 2588 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalının maliki olduğu 452 parsel sayılı taşınmaz üzerinden 3-4 metre eninde geçit irtifakı tesisini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2588 parsel sayılı taşınmaz yararına, 452 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747 maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanlarında nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davalı … adına kayıtlı 452 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün, 2586 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünden daha küçük olduğu görülmektedir. Bu durumda 452 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit kurulması fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine uygun değildir. Davacının maliki olduğu 2588 sayılı parsel yararına, 2586 sayılı parselin kuzeyinden, mümkün olmadığı takdirde 2586 ve 452 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırından geçit kurulup kurulmayacağı araştırılmalıdır.
Mahkemece açıklanan bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre de; davacının 2588 parsel sayılı taşınmazdan kurulacak geçitin fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 20.08.2010 tarihli raporun ekindeki krokide 1131 numara ile gösterilen noktadan çıkılarak doğudaki genel yola ulaşılması mümkün olduğu halde kurulması öngörülen geçitin 452 parsel sayılı taşınmazın güney batısındaki, krokide 1132 numara ile gösterilen noktadan başlatılmak suretiyle ihtiyaç olmadığı halde gereğinden fazla yerden geçit kurulması doğru olmadığı gibi geçit eninin kaç metre olduğunun kararda belirtilmemesi de isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 23.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.