YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2188
KARAR NO : 2011/3894
KARAR TARİHİ : 28.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 01.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 474 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında murislerinin “… kızı … ve … oğlu …” olan kimlik bilgilerinin “02.07.1950 doğum tarihli … kızı … ve 1961 D.lu … oğlu …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilerek, doğum tarihlerinin düzeltilmesine ilişkin istem yönünden tespit hükmü kurulmuş ve … kızı …’ın soyadı Bütün olarak düzeltilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Eldeki davada, nüfus müdürlüğünden getirtilen kayıtlar arasında, … ve … oğlu 1961 doğumlu … ile … ve … oğlu 1946 doğumlu … olmak üzere iki ayrı kişinin ve … ve … kızı 02.07.1950 doğumlu … ile … ve … kızı 06.03.1968 doğumlu … olmak üzere iki ayrı kişinin kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Tespit edilen bu kişilerin taşınmaz hakkında mülkiyet iddiası bulunup bulunmadığı araştırılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yukarıda adı geçen “… ve … oğlu 1946 doğumlu …” ile “… ve … kızı 06.03.1968 doğumlu …”’ın veya mirasçılarının adresinin tespiti ile mahkemeye çağrılarak veya usulüne uygun istinabe yolu ile dinlenerek taşınmaz üzerinde bir hak iddiası bulunup bulunmadığı sorulup beyanları tespit edilmeli, taşınmazda mülkiyet iddiası olması halinde çekişmenin esası tapu iptal ve tescil davası ile çözülebileceğinden davanın reddine karar verilmeli, böyle bir iddiası bulunmadığı taktirde davanın kabulüne karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mülkiyet nakli oluştuğu kuşkusu yaratacak şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.