YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2251
KARAR NO : 2011/3551
KARAR TARİHİ : 21.03.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.05.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1366 ada 5 sayılı parsel üzerindeki yapının 18 numaralı bağımsız bölümünü dava dışı yüklenici … Ltd.Şti.’den satın aldığını, yüklenici aleyhine aynı yer tüketici mahkemesinin 2009/138 esasında tapu iptal ve tescil davası açtığını, açılan davanın derdest olduğunu, kendisine arsa sahipleri aleyhine de dava açmak üzere mehil verildiğini, her iki dosyanın birleştirilmesini ve tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu 18 numaralı bağımsız bölümün yüklenici şirket adına tapuda kayıtlı olduğunu, taraf sıfatları bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların pasif dava ehliyeti bulunmadığından söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Görüldüğü üzere davacı, yüklenicinin yaptığı temlik işlemine dayanarak arsa sahiplerini davalı göstermek suretiyle eldeki davayı açmıştır. Gerçekten, Borçlar Kanununun 162.maddesi uyarınca davacı, yüklenicinin yaptığı temlik işlemine dayanarak bu tür bir davayı açabilir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü kişi arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, yükleniciye şahsi hak sağlayacağından, yüklenici kazanacağı şahsi hakkını doğrudan arsa sahibine karşı ileri sürebileceği gibi, Borçlar Kanununun 162. ve 163.maddelerine dayanarak üçüncü kişilere de temlik edebilir. Ne var ki, temlik işleminin tarafı olmayan arsa sahibi, üçüncü kişinin ifa talebi üzerine Borçlar Kanununun 167.maddesine dayanarak temlik işlemi olmasaydı yükleniciye karşı ne gibi itiraz ve def’iler ileri sürebilecekse, bunları temellük eden üçüncü kişiye karşı da ileri sürer hale gelir. Kısaca bu tür davalarda, temellük eden üçüncü kişi temlik işleminin varlığını yükleniciye, alacağı hak kazandığını ise arsa sahiplerine karşı ispat etmek zorundadır. Dolayısıyla yüklenicinin temliki işlemine dayanan davalarda, bir bakıma arsa sahibi ile yüklenici arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Bu bakımdan, yüklenici aleyhine açılan dava dosyası ile birleştirilmek üzere açılmış bulunan eldeki davada, davalı arsa sahiplerine husumet düşer.
Mahkemece yapılan bu saptamalar bir yana bırakılarak, açılmış bulunan davanın derdest olan dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi yerine, davalıların pasif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle husumet noktasından reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.