YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2264
KARAR NO : 2011/3535
KARAR TARİHİ : 21.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.06.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 4276 parsel sayılı taşınmazı lehine davalı 4463 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisini istemiştir.
Davalı, davanın reddini değil ise dava dışı 4275 parsel lehine tesis edilen yerden geçit hakkı verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmeli, davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun olarak en az zarar görecek taşınmazlardan geçit kurulmalıdır.
Somut olayda; aleyhine geçit tesis edilen 4463 sayılı parsel üzerinde tapuda 30.03.1988 tarihinde dava dışı 4275 sayılı parsel lehine geçit kurulduğu görülmüştür. 4275 sayılı parsel lehine tesis edilen bu geçit yerinden davacı taşınmazı yararına da yukarıdaki ilkeler gözetilerek geçit tesisine karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, geçit hakkı taşınmaza bağlı bir irtifak niteliğinde olduğundan taşınmazların lehine ve aleyhine geçit tesisine karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında “davacı lehine” şekilinde geçit kurulması yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan neodenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 21.03.2011 tarihinde oybiriliği ile karar verildi.