Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/2362 E. 2011/3897 K. 28.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2362
KARAR NO : 2011/3897
KARAR TARİHİ : 28.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.09.2000 ve 27.04.3002 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın çekişmeli bölümü için elatmanın önlenmesi davası açtıklarını, lehlerine sonuçlandığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, savunma doğrultusunda dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Elatmanın önlenmesi davalarının kaynağı Türk Medeni Kanununun 683. maddesidir. Gerçekten anılan hüküm uyarınca eşyaya malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde o şeyi dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malın haksız işgali halinde o kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
Ne var ki, Türk Medeni Kanununun 725. maddesi yukarıda belirtilen kurala istisna getirmiştir. Anılan hüküm;
“Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir” şeklindedir.
Görülüyor ki, asıl davadaki isteğin dayanağı da Türk Medeni Kanununun sözü edilen 725. maddesidir. Başka bir deyişle, her iki dava çeşidinin dayanakları ayrı ayrıdır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237. maddesi gereğince kesin hükümden söz edebilmek için davanın tarafları davada dayanılan hukuki sebep ve dava konusunun aynı olması gerekir. Yukarıda belirtildiği üzere önceki davadaki hukuki sebep eldeki davadan farklı olduğundan orta yerde kesin hüküm yoktur.
Mahkemece değerlendirmede yanılgıya düşülerek davanın kesin hüküm sebebiyle reddi açıklanan nedenle doğru değildir.
Çekişmenin esası incelenmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 28.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.