Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/2387 E. 2011/4085 K. 30.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2387
KARAR NO : 2011/4085
KARAR TARİHİ : 30.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.12.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı …, Gölbaşı İlçesi, Karaoğlan Köyü’nde kain 9 parsel sayılı taşınmazda “….” şeklinde yer alan kaydın nüfus bilgilerine uygun olarak “…. … olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece de davacının talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmaza ait tapulama tutanağının “tasarruf sebebi” kısmında “tarlanın Baltaoğullarından Ahmet oğlu Ali’nin senetsiz malı iken 1929 yılında ölümü ile mirasçı olarak karısı Sahire ile oğlu Selim’i bıraktığı…” ibareleri mevcuttur. Bundan anlaşılması gereken kayıt maliki Sabire’nin eşinin isminin Ali, oğlunun isminin ise Selim olduğudur. Halbuki dosya arasındaki kayıt maliki olduğu söylenip tapu kaydı nüfus kaydına göre düzeltilen “… kızı …”ın nüfus kayıtlarında eşinin ismi
“Satılmış” olarak geçmekte, “Selim” isminde bir oğlu da bulunmamaktadır. Diğer yandan Gölbaşı İlçe Nüfus Müdürlüğünce yapılan araştırma da yetersizdir. Zira, Gölbaşı İlçe Nüfus Müdürlüğünün dosya arasındaki 14.12.2009 gün ve 12078 sayılı yazılarında “…karısı ….ın kaydına ulaşılamadığı belirtilmektedir. Halbuki, mahkemece nüfus müdürlüğü kanalıyla yaptırılması gereken araştırma taşınmazın bulunduğu Karaoğlan Köyü’nde “Sahire Saban” isimli bir başka şahsın kaydının bulunup bulunmadığı yönünde olmalıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş; yukarıda belirtilen ilkeler ışığında tapulama tutanağındaki bilgiler de nazarı dikkate alınarak mülkiyet nakline yol açmayacak şekilde nüfus müdürlüğü kanalıyla yeniden araştırma yapıp, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış olması durumunda tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapmak olmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmeli, aksi takdirde mülkiyet nakline yol açmamak için dava reddedilmelidir.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.