Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/2422 E. 2011/2767 K. 07.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2422
KARAR NO : 2011/2767
KARAR TARİHİ : 07.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 16.09.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Davacı, 889 parsel numaralı taşınmazı yararına, davalılara ait 900, 901, 5963, 887 ve 888 parsel numaralı taşınmazların uygun olanı üzerinden 2,5 metre eninde geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılardan … davanın reddini savunmuş, diğer davalılar yargılamaya katılmamış ve savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davalılardan …’a ait 887 ve …’a ait 901 parsel numaralı taşınmazlar üzerinden 29.12.2008 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde 1 no’lu güzergah olarak gösterilen toplam 149,63 m2’lik kısımdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı … vekili temyiz etmiştir.
HUMK’nun 388. maddesinde bir kararın kapsaması gereken hususlar belirtildikten sonra 389. madde ile de, kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Aksi halde taraflar hükmün infazı sırasında yeni bazı uyuşmazlıklar içine düşer.
Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle mahkemece, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır.
Mahkemece verilen hükümde; 887 ve 901 sayılı parseller üzerinden 1 no’lu güzergah olarak gösterilen 149,63 m2’lik geçit kurulmuştur. Hükme dayanak yapılan 29.12.2008 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde ise 1 no’lu güzergah olarak gösterilen kısım 888 parsel üzerinde bulunmakta olup tesis edilen geçit ile davacı parseli ve genel yol arasında nasıl bağlantı kurulduğu anlaşılamamıştır.
Ayrıca, 888 sayılı parselin maliki olan fakat hükümde 887 sayılı parselin maliki olarak gösterilen davalı …’ya, tesis edilen hükme göre 888 parselden geçit kurulmadığı halde geçit bedeli verilmesi de anlaşılamamıştır.
Kısaca, infazı sırasında yeni bazı uyuşmazlıklar doğuracak ve infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 07.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.