Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/2857 E. 2011/6471 K. 17.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2857
KARAR NO : 2011/6471
KARAR TARİHİ : 17.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.02.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleşen davada ise davacı … tarafından 21.11.2007 günlü dilekçe ile müdahalenin men’i ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl davanın reddine, birleşen davada müdahalenin men’i talebinin kabulüne, ecrimisil istemi hakkında atiye terk nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 09.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi asıl dava davacısı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada davacı; dava konusu 11660 ada 1 sayılı parselde 17 no’lu bağımsız bölüm dükkanın 1/16 hissesi ile 6 no’lu bağımsız bölüm meskenin bedelinin kendisi tarafından ödendiğini belirterek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Birleşen dava davacısı ise; 11660 ada 1 sayılı parselde, 6 no’lu bağımsız bölüme davalı-davacının müdahalesinin men’i ve ecrimisil istemlerinde bulunmuş, 02.12.2009 tarihli dilekçe ile ecrimisil talebini atiye terk etmiştir.
Mahkemece; asıl davanın reddine, birleşen davada müdahalenin men’i talebinin kabulüne, ecrimisil istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, asıl dava davacısı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre hükmü temyiz eden asıl dava davacısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Gerçekten birleşen davada davacının ecrimisil ile ilgili talebini atiye terk ettiği, mahkemece de bu nedenle atiye terk edilen isteğin esası hakkında
karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiği, ne var ki atiye terk edilen bu bölüm sebebiyle davalı-davacı yararına avukatlık ücreti takdir edilmediği görülmektedir.
Burada davasını kısmen geri alan davalı-davacı, o bölümle ilgili davayı atiye terk etmiş olduğundan HUMK’nun 425. maddesi gereğince avukatlık ücretinden sorumlu olmalıdır. Ancak, davanın geri alınması ile dava hiç açılmamış sayılır. Bu nedenle de dava açılmasıyla ortaya çıkan sonuçlar geçmişe de etkili olarak hiç doğmamış sayılır. Dolayısıyla davalı-davacı yararına takdir edilecek avukatlık ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi uyarınca “açılmamış sayılan dava sebebiyle” takdir edilecek avukatlık ücretinden ibarettir.
Mahkemece yapılan bu saptama bir yana bırakılarak, esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde kurulan hüküm nedeniyle davalı-davacı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi doğru değil ise de; bu yön yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK’nun 438/VII. maddesi gereğince düzelterek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-davalı … Adıyaman’ın diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereği kabulü ile temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının ikinci bendinin (b) harfli bölümüne yedinci paragraf olarak “Kendini vekil ile temsil ettiren davalı-davacı yararına Avukatlık Ücret Tarifesinin 7/1 maddesi uyarınca 575 TL vekalet ücretinin davacı-davalı …’den alınarak, davalı-davacı … Adıyaman’a verilmesine” cümlesinin yazılmasına ve hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 17.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.