Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/2996 E. 2011/4492 K. 07.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2996
KARAR NO : 2011/4492
KARAR TARİHİ : 07.04.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.09.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, 29.12.2010 tarihli duruşmada ıslah yolu ile kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalının maliki bulunduğu 920 parsel sayılı taşınmaza elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yapıların kal’i isteminde bulunmuştur
Davalı, taşınmazı dava dışı kişiden satın alındığı şekli ile kullandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava mülkiyet hakkına dayalı men’i müdahale ve kal istemlerine ilişkin olup 23.09.2009 tarihinde sulh hukuk mahkemesinde açılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi gereğince; müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nun 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Gerek harç gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır.
Somut olayda; eldeki dava gayrimenkulün aynına ilişkin olduğundan dava değeri müdahale edilen kısmın ve kal’i talep edilen yapının değeri toplamından ibarettir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan inşaat bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazın değerinin 920TL ve kal’i talep edilen tesislerin değeri 8.487TL ile birlikte toplam dava değerinin 9,407TL olduğu anlaşılmakla, bu miktar dava tarihi itibariyle sulh hukuk mahkemelerinin görev sınırını belirleyen HUMK’nun 8. maddesindeki miktarın üstünde olduğundan davayı görmeye sulh mahkemeleri değil asliye mahkemeleri görevlidir. Mahkemece görev hususu re’sen gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği düşünülmeden yargılamaya devamla esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 07.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.