Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/3261 E. 2011/4472 K. 07.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3261
KARAR NO : 2011/4472
KARAR TARİHİ : 07.04.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında düzeltim istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar vermiştir
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu taşınmazlarda murisi eşinin ve onun kardeşlerinin “…” yazılan baba adlarının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir. Davacı, kimlik düzeltilmesini istediği eşi …’in mirasçısı olduğunu dosya içindeki veraset belgesi ile ispatlamıştır. Ancak eşinin kardeşleri olan …nin mirasçısı olup olmadığı tespit edilmemiştir. Dosya içinde bu şahıslarla ilgili dava açabileceğine dair bir yetki belgesine de rastlanmamıştır. Bu durumda davacının bu şahıslar yönünden aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Diğer taraftan kimlik bilgileri düzeltilmesi istenen Seyit Ahmet nüfus kaydında sağ görünmekte, diğer Fevziye Demir’in ise kaydı kapalı görünmektedir. Kayıt malikleri sağ ise bizzat kayıt düzeltilmesini isteyebilir. Bu durumda davacının bu şahıslar yönünden aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra davanın esasına girilip karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 07.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.