Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/3550 E. 2011/6460 K. 17.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3550
KARAR NO : 2011/6460
KARAR TARİHİ : 17.05.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.01.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davalılar … ve … Yapı Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın husumetten reddine, tazminat isteminin husumetten kabulüne dair verilen 09.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. ve …ile karşı taraftan davalılar … İnş. Ltd. Şti. ve … vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenici … Limited Şirketinin 15.06.2007 tarihli asıl ve 22.06.2007 tarihli ek sözleşme ile 1825 parsel üzerinde yapılan 1.Bloktaki binanın 8 numaralı bağımsız bölümünün tapu iptal tescili olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Davalılardan … Limited Şirketi davaya cevap vermemiş, davalı arsa sahibi … ile ikinci yüklenici … Yapı Limited Şirketi yapılan işlemlerde muvazaa olmadığını, açılan davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar … Yapı Ltd.Şti. ve … aleyhine açtığı davanın husumet nedeniyle reddine, yüklenici … Ltd.Şti. aleyhine açtığı tazminat davasının kabulüne, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davalı arsa sahibi …’ın 284 sayılı parsel üzerine arsa payı karşılığı inşaat yapımı için dava dışı … ile sözleşme yaptığı, dava dışı …’ın arsa sahibinin onayı ile yapımını üstlendiği işi 28.03.2006 tarihinde davalı … Limited Şirketine devrettiği, arsa sahibi ile … Limited Şirketi arasındaki arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin iradi olarak 14.09.2007 tarihinde feshedildiği, tarafların karşılıklı olarak birbirlerini ibra ettikleri, aynı tarihte arsa sahibinin diğer davalı … Yapı Limited Şirketi ile işin kalan kısmını yapmak üzere arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenledikleri, anlaşılmaktadır. Dava konusu bağımsız bölüm tapuda arsa sahibi … adına kayıtlıdır. Tarafların eserin tamamlandığı hususunda bir çekişmeleri yoktur.
İlk yükleniciden temlik alan davacı muvazaa iddiasına dayanmıştır. Orta yerde davalı şirketler arasında yapılmış bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak ikinci yüklenici olan … Yapı Limited Şirketi, inşaat ilk yüklenici tarafından belli bir seviyeye getirildikten sonra arsa sahibi ile sözleşme yapmıştır. İkinci sözleşmenin yapıldığı 14.09.2007 tarihinden önce işin ilk yüklenicisinin davacıya ve diğer bazı kişilere eser sözleşmesinden kaynaklanan kişisel hakkını değişik tarihlerde temlik ettiği de dosya kapsamından anlaşılan bir gerçektir.
Türk Medeni Kanununun 2. maddesi “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. Şeklindedir. Objektif iyi niyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kurallarını düzenleyen madde bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralları çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanılmasını yasanın himaye etmeyeceğini belirtmiştir. Diğer taraftan Borçlar Kanununun 18. maddesinde düzenlenen danışıklı işlem ise tarafların yaptıkları aktin hüküm doğurmaması ve görünüşteki akitten başka bir aktin hükümlerinin meydana gelmemesi hususunda anlaşmalarıdır. Gerek Türk Medeni Kanununun 2. maddesi ve gerekse sözü edilen Borçlar Kanununu 18. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bir hakkın kullanılmasında gizlenen irade ile oluşan danışıklı işlemin üçüncü kişileri zararlandırma kastı da taşıyabileceğini göstermektedir.
Bu aşamada hemen vurgulamak gerekirse, şayet işin ilk yüklenici … Limited Şirketi ile ikinci yüklenici … Yapı Limited Şirketi arasında danışıklı bir işlem yapılmış ise ve görünüşteki bu işlemle başka bir aktin hükümlerini meydana getirmesi engellenmekte ise ve bu işlemle üçüncü kişilerin zararlandırılması hedeflenmişse işlemin tarafı olmayan davacının temlik sözleşmesinden kaynaklanan haklarının korunması gerekir.
Mahkemece bu konuda yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir.
Şöyle ki; özellikle üzerine inşaat yapılan arsanın bağlı bulunduğu belediyeden getirtilen “Kalıp ve Demir İmalatı Kontrol Tutanağı” başlıklı 06.08.2007, “Beton Döküm Tutanağı” başlıklı 07.08.2007, “Beton Döküm Tutanağı” başlıklı 11.06.2007, “Kalıp ve Demir İmalatı Kontrol Tutanağı” başlıklı 10.06.2007, “Kalıp ve Demir İmalatı Kontrol Tutanağı” başlıklı 17.05.2007, “Beton Döküm Tutanağı” başlıklı 18.05.2007 tarihli tutanaklarda yapı müteahhidi sıfatıyla davalılardan ikinci yüklenici … Yapı Limited Şirketinin ismi ve yetkilisinin imzalarının bulunduğu görülmektedir. Bu tarihlerin tümü … Yapı Limited Şirketinin arsa sahibi … ile yaptığı 14.09.2007 tarihinin öncesini taşımaktadır. Hayatın olağan akışına göre basiretli bir ticari şirketi olan … Yapı Limited Şirketinin arsa sahibi ile sözleşme yapmadan inşaatta imalat işlerine girişmesi düşünülemez. Mahkemece, değinilen bu yönün açıklaması karar gerekçesi yapılmamıştır.
Öte yandan; davacı, davalı şirketler arasında kendilerini zararlandırmak amacıyla danışıklı işlemler yapıldığına dair tanık dinletme isteminde bulunmuş, mahkemece bu istem bir gerekçe gösterilmeksizin yerine getirilmemiştir.
Yapılan bu açıklamalara göre öncelikle davacıdan tanıklarının kimler olduğu sorulup saptanmalı, bunlar yöntemince dinlenmeli, tanık sözlerinden elde edilecek sonuçla az yukarıda sözü edilen yetkili merciden getirtilen tutanaklar birlikte değerlendirilerek istem sonucu hakkında bundan sonra hükme varılmalıdır.
Bütün bunların dışında davada 28.03.2006 tarihli sözleşmeye dayanılarak yapılan temlik işlemi sebebi ile mülkiyet aktarımı istendiğinden bu sözleşmenin taraflarından olan … ile kayıt maliki … Yapı Limited Şirketinin de pasif dava ehliyeti bulunduğu gözden kaçırılarak bu davalılar hakkındaki davanın husumet noktasından reddi de doğru değildir.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davacının dayandığı sözleşme Borçlar kanunun 162 vd. maddelerine göre geçerli olup tazminat istemin buna göre incelenmemesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.