Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/3884 E. 2011/5138 K. 18.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3884
KARAR NO : 2011/5138
KARAR TARİHİ : 18.04.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.08.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın kal suretiyle önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalılar, çekişme konusu duvarın imar uygulamasından önce de mevcut olduğunu, bu hususun kendilerine ihtar edilmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalılardan … hakkındaki davanın reddine, davalı … ve davaya dahil edilen davalılar hakkındaki davanın kabulü ile 1.280,00 TL duvar bedelinin davacı tarafından ödenmesi koşuluyla 23 sayılı parselin çapı içerisinde kalan duvarın kal suretiyle müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ve … dışındaki davalı ve davaya dahil edilenler temyiz etmiştir.
1-Yukarıda belirtildiği üzere dava, çaplı taşınmaza müdahalenin kal suretiyle giderilmesi istemine ilişkindir. HUMK’nun 427.maddesine göre, miktar ve değer itibariyle kesin olan davalar, taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar olduğundan, mahkemece hükmün kesinliğine ilişkin kararı
yasaya aykırıdır. Bu nedenle tarafların temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre … dışındaki davalı ve davaya dahil edilenlerin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
3-Davacı … Kota’nın temyiz itirazlarına gelince;
Yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanununun 684/1 ve 718/2. maddelerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bu kuralın istisnalarından birisi de 3l94 sayılı İmar Kanununun l8/9. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde;
“Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içerisinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur” şeklinde düzenlenmiştir.
Getirilen bu özel hüküm ile bütünleyici parça (ayrılmaz parça) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, bazı durumlarda yapı üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerince kullanma imkânı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi ile de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile bir kimse kendi taşınmazı üzerine bütünleyici parça (ayrılmaz parça) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu duyulmuştur.
3194 sayılı İmar Kanununun 18/9.maddesi gereğince, bu gibi durumlarda bedel ödenmesi gereken yapılar, araziyle bütünleşen ondan özelliğini kaybetmeden ayrılması mümkün olmayan binalardır. Duvar gibi
yapılar, arazinin bütünlüğünü bozmadan ondan kolaylıkla ayrılması mümkün yapılar olduğundan, binalarda olduğu gibi bunlara arazi sahibinin ayrıca bedel ödemesi gerekmez.
Mahkemece bu saptama gözden kaçırılarak, davacının 23 sayılı parseli içerisinde imar uygulaması sonucu kaldığı anlaşılan duvar kısmı için ona bedel ödettirilmesi doğru olmadığından, karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (2).bentte açıklanan nedenlerle … dışındaki davalı ve davaya dahil edilenlerin bütün temyiz itirazlarının reddine, hükmün (3).bentte yazılı nedenlerle davacı … Kota yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran … tarafına iadesine, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.