YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4733
KARAR NO : 2011/7347
KARAR TARİHİ : 06.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.09.2010 gününde verilen dilekçe ile maden işletme ruhsatının iadesi gerektiğinin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, IR.20056299 sayılı hak kirası devir sözleşmesine aykırı davranış sebebiyle yapılan devir işleminin iadesinin gerektiğinin tespiti talebine ilişkindir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının taraflar arasındaki işletme ruhsatının devrine yönelik protokole aykırı davrandığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, taraflar arasındaki devir işlemi 09.11.2009 tarihinde Maden İşleri Genel Müdürlüğü nezdinde yapılmıştır. İddia edildiği gibi devir işleminin dayanağı, 02.07.2009 tarihli “ruhsat devir protokolü”dür. Davacı, davalı tarafından sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmediğini iddia etmiş, davalıyı da gönderdiği 12.07.2010 ihtarıyla temerrüde düşürmüştür. Borçlunun temerrüdünün sonuçlarına ilişkin Borçlar Kanununun 106.maddesi uyarınca karşılıklı taahhütleri havi olan bu gibi akitlerde alacaklı temerrüde düşen borçludan her zaman borcun ademi ifası ve gecikme sebebiyle zarar ve ziyan davası ikame edebileceği gibi, aktin icrasından ve gecikmeden doğan zararlarını
talepten vazgeçtiğini derhal borçluya bildirerek ademi ifa sebebiyle zarar ve ziyanını talep edebilir ya da akti feshedebilir. Borçlar Kanununun 106.maddesi gereğince alacaklının seçimlik haklarından herhangi birisine dayanarak açacağı dava hiç kuşkusuz bir eda davasıdır. Eda davası açılması olanaklı bu gibi durumlarda, alacaklının tespit talebinde bulunmasında hukuki yararı yoktur. Kısaca, davanın bir tespit davası olması sebebiyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, kısmen kabul edilerek tespit hükmü kurulması doğru olmamıştır.
Ne var ki, temyiz edenin sıfatına göre bütün bu sebepler bozma nedeni sayılmamış, düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle temyiz edenin sıfatına göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 06.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.