YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4892
KARAR NO : 2011/6095
KARAR TARİHİ : 05.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ile yayla olarak sınırlandırılması davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.04.2010 gün ve 2010/3751-4460 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro çalışması ile davalı adına tescil edilen 506 ada 244 parsel sayılı taşınmazın kadim yayla olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile yayla olarak sınırlandırılmasını istemiştir.
Birleştirilen Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/2592-4412 sayılı ile husumeti malikin mirasçılarına karşı yöneltmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmü, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 15.04.2010 gün ve 2010/3751-4460 sayılı kararı ile ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
Davacı vekili ve davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Tapu kaydından 506 ada 244 parsel sayılı taşınmazın 3/4 payı … …, 1/4 payı … adlarına kayıtlıdır. Tapu maliklerinin aynı kişi olup, 31.10.2005 tarihinde açılan bu davadan önce 01.02.1991 tarihinde ölü olduğu anlaşıldığından, birleşen dosyada davalı olan mirasçılarına karşı husumet yöneltilmiştir. Mahkemece, tapunun ilk tesisinin hakkı karar ile oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce, tapu malikinin dava tarihinden önce ölü olduğundan, ölü kişi hakkında da dava açılamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ret kararının asıl dava veya birleştirilmesine karar verilen dava yönünden mi verildiği anlaşılamamaktadır. Bir mahkeme kararında nelerin yazılacağı HUMK’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
HUMK’nun 389. maddesinde de kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, asıl dava veya birleşen davanın ret gerekçeleri birbirinden farklı olduğundan hangi davanın taşınmazın ilk tesisinin hakkı karar ile oluştuğu gerekçesi ile ret kararı verildiği anlaşılamamaktadır.
Mahkemece, HUMK’nun 388 ve 389. maddelerine aykırı biçimde hüküm kurulduğundan kararın bu gerekçeyle bozulması gerekirken sadece asıl davanın red nedeni olan ölü kişi aleyhine dava açılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozma yapılması maddi hataya dayalı olup, bu nedenle Dairemizin bozma kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 15.04.2010 gün ve 2010/3751-4460 sayılı kararının KALDIRILMASINA, hükmün açıklanan bu gerekçeyle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.