Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/6263 E. 2011/8057 K. 20.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6263
KARAR NO : 2011/8057
KARAR TARİHİ : 20.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.06.2009 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı Hazine adına kayıtlı 3157 parsel sayılı taşınmazın kadimden beri köy tüzel kişiliğinin harman yeri olarak bilinirken 1972 yılında sellektör binası, köy bekçisi lojmanı ve dava tarihinden 10 yıl önce davacı köy derneği tarafından iki katlı köy konağı yapıldığını beyanla Türk Medeni Kanununun 724. maddesi gereğince tapu kaydının iptali ile davacı dernek adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, 3157 parselin 3800 m2 arsa cinsi ile 24.11.1964 tarihinde Hazine adına tapuda kayıtlı olup davacının işgal ettiğini 17.01.2008 tarihinde davacıdan ecrimisil talep edildiğini, iyiniyetli olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşfen yapılan inceleme sonucu davacı köy derneğinin köyün ortak kullanımı için inşaa etmiş olduğu binaların zemin değerinden 15 kat fazla olup Türk Medeni Kanununun 724 maddesinin yasal koşullarının oluştuğu nedeniyle davanın kabulüne, depo edilen 26.600 TL arsa bedelinin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a)Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır;
Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
b)İkinci koşul ise yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır;
Bu koşul dava tarihine ve objektif esaslara göre saptanmalı, fazlalık ilk bakışta da kolayca anlaşılmalıdır. İnşaatın kapsadığı alanın ifrazı kabil ise arsa değeri yalnız bu kısma göre, aksi halde tamamının değerine göre bulunmalıdır. Bazı Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere, inşaatın kaldırılmasının arazi ve malzemeye vereceği zarar, kaldırılmasıyla malzeme sahibinin elde edeceği yarardan daha fazla ise inşaatın kaldırılması fahiş bir zarara yol açar.
Somut olaya gelince; 3157 sayılı parsel yenileme suretiyle 24.11.1964 tarihinde 3800 m2 arsa cinsi ile davalı Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiası dinlenmez. Çaplı taşınmazın Hazineye ait olduğunun davacı dernek tarafından bilinmesi gerektiğinden davacı iyiniyetli değildir. Kaldı ki, davacı dernek başkanı hakkında Kazan Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/175 – 2008/182 sayılı kesinleşen hükmü ile dava konusu 3157 sayılı parsele haksız tecavüz nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 154/1 maddesi gereğince mahkumiyet kararı verildiği sabit olup bu durum da davacının iyiniyetli olmadığının kanıtıdır. Türk Medeni Kanununun 724. maddesi uyarınca öncelikli koşul olan iyiniyet unsuru gerçekleşmediğinden davanın
reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.