Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/6756 E. 2011/15453 K. 14.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6756
KARAR NO : 2011/15453
KARAR TARİHİ : 14.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.07.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.12.2011 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 01.03.2000 ve 03.04.2000 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, satış vaadi bedelin ödenmediğini, sözleşmenin iptali hususunda dava açıldığını, bunun sonucunun beklenmesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 24 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı paylarının (murislerinden intikal edecek paylarla birlikte) iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Davada dayanılan 01.03.2000 ve 03.04.2000 tarihli sözleşmelerde 24 sayılı parseldeki davalılar adına kayıtlı bulunan payların (ve murislerinden intikal edecek) payların satış vaadine konu edildiği görülmektedir. Davacı vekili 15.11.2000 tarihli yargılama oturumunda davalı olarak gösterdiği …’in tapu kayıt maliklerinden Fatma ve …’nin mirasçısı olduğunu, her ikisinin de öldüğünü bildirmiştir. Dava dilekçesinde “murislerinden intikal edecek paylarla birlikte” iptal ve tescil talebinde bulunulduğundan, aynı sözler dayanak yapılan satış vaadi sözleşmesinde de yazılı olduğundan ve mahkemece istek talep doğrultusunda kabul edildiğinden, burada öncelikle paydaşlardan Hasan kızı Fatma ve Hasan kızı …’nin kimlikleri üzerinde durulmalıdır.
Gerçekten, çekişme konusu yapılıp (murislerinden intikal edecek paylarla birlikte) davacı adına iptal ve tesciline karar verilen 24 sayılı parselde 3/21 pay “Hasan kızı Fatma”, 3/21 pay ise “Hasan kızı …” adına kayıtlı bulunmaktadır. Bir davanın başarıyla sonuçlanması, davanın doğru hasma yöneltilmiş olması halinde mümkündür. Mahkemece Hasan kızı Fatma’nın ve Hasan kızı …’nin kim olduğu veya mirasçılarının kimler olduğu her iki sözleşmede miras paylarını satış vaadinde bulunalar arasında davalıların olup olmadığı hususu üzerinde durulmamış, bu husus araştırma konusu yapılmamıştır.
Yapılması gereken iş, kayıt maliklerinden Hasan kızı Fatma ile Hasan kızı …’nin kimlik bilgileri hakkında taraflardan bilgi almak, tapu kaydında bunların soyadları bulunmadığından gerekirse kayda soyadı ilavesi için davacıya mehil vermek ve bunun sonucunu beklemek, bu kişilere ait nüfus bilgilerine ulaşmak ya da mirasçılık belgesi alınmasını sağlamak, bunların arasında sözleşmelerde miras payını satış vaadinde bulunan ve davada taraf olanların olup olmadığını tespit etmek, miras payının satış vaadinin hukuki sonuç doğurup doğurmayacağını araştırmak, davalılar arasında miras payını satış vaadinde bulunan varsa ve satış vaadi hukuki sonuç meydana getirmekte ise iptal ve tescili gereken pay oranını gerekirse bilirkişiye hesaplatmak, infaza elverişli şekilde hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yön gözardı edilerek, davanın 6100 sayılı HMK’nun 297.maddesine aykırı şekilde hüküm tesisi suretiyle yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 14.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.