YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7013
KARAR NO : 2011/8816
KARAR TARİHİ : 05.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : … VD.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.12.2004 ve 16.03.2009 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 28.12.1998 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılmıştır.
Davalılar, taşınmazın elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olduğunu, sözleşmede ifa olanaksızlığı bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, savunma doğrultusunda dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı mahkemeye sunduğu 01.07.2009 tarihli dilekçesinde, mülkiyet aktarımı talebi yerinde görülmezse, sözleşmede satış bedeli olarak kararlaştırılan 1.000,00 TL’nin denkleştirici adalet kuralı doğrultusunda tespit edilecek dava tarihindeki değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekilinin bu dilekçesi, davanın ıslahı mahiyetindedir.
Gerçekten, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin taraflara yüklenemeyecek bazı nedenlerle ifasında olanaksızlık her zaman mümkündür. Örneğin, 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesinin son fıkrası sözleşmenin ifasını engelleyebilir ya da somut uyuşmazlıkta olduğu gibi satış vaadine konu taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olması da ifaya engel teşkil edebilir.
./..
2011/7013 – 2011/8816 -2-
Kural olarak borç ilişkisinden kaynaklanan bütün borçlar, ifa edilince o borç ilişkisi sona erer. Genel bir ifadeyle, borçlanılan edimin yerine getirilmesi borcun ifası demektir. İfanın konusu daima borçlanılan edimdir. Alacaklının borçludan isteyebileceği borçlanılan edim ne ise odur. Sözleşmedeki edim, borçlunun kusuru sonucu yerine getirilmemişse, yine kural olarak borçlu alacaklıya verdiği iade etmek ve bu arada uğradığı zararları da gidermek zorundadır. Fakat, yukarıda verilen örneklerde olduğu gibi bazen sözleşmedeki edimin yerine getirilmesi, edimin yok olması gibi maddi, sözleşme konusunu yapılamaz kılan hukuki veya ekonomik bir nedenle de mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlar Borçlar Hukukunda ifa imkansızlığı olarak bilinmekte ve yine bu ad altında incelenmektedir. İfa imkansızlığında, borcun yerine getirilememiş olması dolayısıyla borçlu ifadan kurtulacağından, karşı taraf sözleşme ilişkisine dayanarak edimin aynen ifasını talep edemez. Ne var ki bu gibi durumlarda, edime karşılık bedel olarak alınanın alacaklıya iade edilmesi gerekir. Bunun nedeni ise, Borçlar Kanununun 61 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Aksi takdirde, bir kimsenin malvarlığı haklı bir sebep olmaksızın, diğer bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalmış olur.
Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş, sözleşmede satış bedeli olarak kararlaştırılan 1.000,00 TL’nin dava tarihindeki güncelleştirilmiş değerini bilirkişilere hesaplatmak, bulunacak bu değeri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalılardan tahsil etmek olmalıdır.
Değinilen yön gözardı edildiğinden, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.