YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7147
KARAR NO : 2011/8817
KARAR TARİHİ : 05.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : … VD.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.05.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 20 sayılı parsel üzerindeki 2 no’lu bağımsız bölüm tapu kütüğüne işlenmeyen ipoteğin hükmen yazılması ve davalılardan … adına olan tapu kaydının iptali ile ipotek borçlusu … adına tescili istemiyle açılmıştır.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece istek hüküm altına alınmış, davalı … adına olan 2 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile diğer davalı borçlu … adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, kayıt maliki davalı … temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 1020.maddesine göre “tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin kendisine verilmesini isteyebilir. Kimse, tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.” Buna “tapu sicilinin kamuya açıklık ilkesi=aleniyet prensibi” denilir. Yasanın 1021.maddesine göre de “kurulması kanunen tescile tabi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz.” Buna da “tapu siciline tescil ilkesi” adı verilmektedir. Sınırlı bir ayni hak olan taşınmaz rehni de Türk Medeni Kanununun 856.maddesi hükmü gereği, bazı istisnalar dışında tescille kazanılır. Böylelikle tescil edilen taşınmaz rehni alenileşmiş olur ve bundan sonra taşınmaz üzerinde hak kazanmak isteyen üçüncü kişiler rehin hakkını görerek işlem yaparlar. Ancak, taşınmaz rehninin kazanılmasına rağmen yolsuz olarak tescil edilmemesi veya tescil edilmiş rehnin yolsuz olarak terkini
./..
2011/7147 – 2011/8817 -2-
uygulamada sıkça görülen bir durumdur. Bu gibi hallerde, tescil edilmemiş rehnin veya yolsuz olarak terkin edilmiş taşınmaz rehninin mahkeme hükmüyle tapu kütüğüne tescil edilmesi ya da terkin edilmesi mümkündür. Yine belirtmek gerekir ki, Türk Medeni Kanununun 1022.maddesi hükmüne göre “tescilin etkisi kanunen öngörülen belgeler isteme eklenmiş veya geçici tescil halinde belgelerin uygun zamanda tamamlanmış olması koşuluyla yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden başlar.” Burada, ayni hakkın tescilden evvelki hüküm ve sonuçları düzenlenmiştir. Diğer taraftan, yasanın 888.maddesinin 1.fıkrası gereğince de “ipotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmamış olmadıkça borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez.” Başka bir deyişle, ipotekli taşınmaz kayden el değiştirse dahi yeni malik ipoteğin borçlusu sayılır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
2 sayılı bağımsız bölüm üzerindeki rehne ilişkin resmi akit tablosu 10.01.2007 tarihinde, kayıt davalılardan …’ya ait iken düzenlenmiştir. Resmi senedin “133” yevmiye numarası aldığı, değişik bir anlatımla işlemin tapu sicilindeki yevmiye defterine kaydedildiği görülmektedir. Şu halde yukarıda sözü edilen 1022.madde uyarınca, taşınmaz rehninin etkisi yevmiye defterine işlendiği 10.01.2007 tarihinden başlar ve ipotek hüküm ve sonuçlarını bu tarihten geçerli olarak gösterir. Her ne kadar taşınmaz 24.07.2007 tarihinde davalılardan …’e tapuda satılmışsa da, davalılar birbirlerinin dünürü olup, kayıt maliki davalı … kredi borçlusu …’un kayınvalidesi olduğundan, Türk Medeni Kanununun 3. ve 1023.maddeleri doğrultusunda iyiniyetli kabul edilemez. Dolayısıyla davalı … da Türk Medeni Kanununun 888.maddesi hükmüne göre tıpkı borçlu malik gibi taşınmaz rehninin sağladığı güvenceden sorumludur. Hal böyle olunca, davalı … adına olan kaydın iptali ile önceki borçlu malik adına tescili gerekmez.
Mahkemece, yapılan bu saptamalar bir yana bırakılarak, gerekmediği halde taşınmaz mülkiyetinin önceki malik adına geçirilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.