YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7210
KARAR NO : 2011/7937
KARAR TARİHİ : 16.06.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.04.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı ve dahili davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının maliki olduğu 8755 parsel sayılı taşınmaz lehine davalı … adına kayıtlı 8754 parsel sayılı taşınmazdan teknik bilirkişinin raporunda “c” harfi ile gösterilen yerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak
hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Davacı, 8755 sayılı parselin maliki olduğunu belirterek, davalı …’a ait 8754 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulması için dava açmıştır. Yargılama sırasında 8751 parselden geçit hakkı kurulması ihtimali dikkate alınarak bu parsel maliki … harçsız dilekçe ile davaya dahil edilmiştir. Dosyada mevcut fen bilirkişisi Ali Uluışık tarafından düzenlenen 14.07.2010 tarihli rapor ve ekindeki krokide geçit güzergahı olarak üç ayrı seçenek belirlenmiş, mahkemece davalı …’a ait 8754 parsel sayılı taşınmazdan “C” harfli yeşil renkle gösterilen yerden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. Krokinin incelenmesinde “C” ile gösterilen güzergahın davalı …’a ait ev ve ahırın hemen yanından geçtiği görülmektedir. Dahili davalı …’a ait 8751 parsel sayılı taşınmazdan geçit güzergahı olarak belirlenen “B” harfi ile gösterilen mavi renkle gösterilen yer üzerinde ise bina ve benzeri yapı bulunmadığı, davalı …’a ait 8754 parsel sayılı taşınmaza göre daha büyük olduğu ve ziraat bilirkişinin raporuna göre ise üzerinde 15-20 yaşlarında 1 adet kayısı ağacı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere geçit isteği önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Geçit hakkı tesisi davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan “fedakarlığın denkleştirilmesi” prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Ayrıca güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise; aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım şeklinin bozulmamasıdır. Bütün bu ilkeler dikkate alındığında krokiden 8751 parsel sayılı taşınmazda “B” harfi ile belirlenen mavi renkle gösterilen güzergahın uygun olabileceği anlaşılmaktadır. Ancak, 8751 parsel sayılı taşınmazın maliki … hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmamaktadır. O halde mahkemece; 8751 parselin maliki usulüne uygun bir şekilde davaya dahil edilmeli veya ayrı bir dava açılarak eldeki dava ile
birleştirildikten sonra savunması alınmalı ve delilleri toplanmalı, yeniden uzman bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalı, her bir taşınmazın durumu yeniden değerlendirilmeli, geçit hakkı tesisinde mesafenin kısalığı, uzunluğu yanında geçit hakkının her bir taşınmaz malikine getireceği yükümlülükler de dikkate alınarak fedarlığın denkleştirilmesi ilkesi göz önünde bulundurularak hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan yazılı gerekçelerle davanın davalı … yönünden kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.