YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7268
KARAR NO : 2011/8183
KARAR TARİHİ : 21.06.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 29.06.2009 gününde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı paydaşı bulunduğu 19 parsel sayılı taşınmaza; üzerindeki ağaçları aşılamak, zeminini çapalamak gibi eylemlerle davalının elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesini talep etmiştir.
Davalı, dava konusu yeri kayınvalidesinin olduğu için kullandığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, davacının paydaşı bulunduğu 19 parsel sayılı taşınmazın 384,93 m2.lik bölümüne davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HUMK’nun 388.maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK’nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller; kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini
yitirir. (Hukuk Genel Kurulunun 10.09.1991 tarihli ve 281-415 ve 25.09.1991 tarihli ve 355-440 sayılı Kararları)
Somut olayda; yargılama sırasında keşif yapılarak sağlanan bilirkişi raporunda, 19 parsel sayılı taşınmazın 384,93 m2.lik bölümünün davalı tarafından kullanıldığı, bu alanda 7 adet kestane, 5 adet ceviz agacının bulunduğu belirtilmiştir. Davalı savunmasında ağaçların bakımını yaptığını, kullandığını kabul etmiştir.
Çapa dayalı elatmanın önlenmesi davalarında, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ve müdahaleyi belirleyen kroki, hüküm fıkrasının (tamamlayıcısı) ekidir. İnfaz bu krokiye dayalı olarak yapılır. Her ne kadar mahkemece dava kabul edilmiş ve davalının müdahalesinin men’ine karar verilmiş ise de krokiye gönderme yapılmamış tecavüzlü bölüm ve üzerinde muhtesat gösterilmemiştir. Bu tür hüküm HUMK’nun 388-389 maddesine aykırıdır. Hüküm yöntemine uygun kurulmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde davacıya geri verilmesine, 21.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.