YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/740
KARAR NO : 2011/2079
KARAR TARİHİ : 22.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.07.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı köy temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 152 parsel sayılı taşınmazı yararına, 156 ve 157 parsel sayılı taşınmazlardan Türk Medeni Kanununun 747. maddesi hükmü uyarınca geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıya ait 152 parsel sayılı taşınmaz yararına, 156 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, 156 parsel sayılı taşınmazın maliki Çarşıbaşı köyü temsilcisi köy muhtarı temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olaya gelince;
Yukarıda açıklandığı gibi geçit istemlerinin karşılanmasında fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi asıldır. Aleyhine geçit kurulan 156 parsel sayılı taşınmaz 2587.24 m2, dava dışı 155 parsel sayılı taşınmaz ise 9917 m2 yüzölçümündedir. Dosyada bulunan krokiden 155 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırını takip edecek geçit güzergahından genel yola ulaşma olanağının bulunduğu ve bu güzergahtan kurulacak geçit hakkının fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine daha uygun olacağı anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece yapılan keşif ve inceleme sırasında uzman bilirkişiler tarafından açıklanan bu güzergah değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak 155 parsel sayılı taşınmazın yukarıda açıklanan kuzey sınırı değerlendirilmeli, geçite elverişli ise, bu parsel aleyhine dava açılması için davacılara süre verilip dava açılması halinde bu güzergahtan geçit hakkı kurulmalıdır.
Açıklanan bu yön gözardı edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 22.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.