YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7723
KARAR NO : 2011/9149
KARAR TARİHİ : 12.07.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : … VD.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.10.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 7 parsel sayılı taşınmazı yararına davalılara ait 5 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak
./..
2011/7723 – 9149 – 2 –
hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda; davacıya ait 7 parsel sayılı taşınmazın genel yola çıkışının bulunmadığı ve geçit ihtiyacı içinde bulunduğu sabittir. Ancak, bu geçit ihtiyacı karşılanırken yukarıda açıklanan ilkeler göz ardı edilmemeli ve özellikle aleyhine geçit kurulan taşınmazın ekonomik bütünlüğü bozulmamalıdır. Mahkemece, kurulmasına karar verilen geçit davalı parseli ikiye bölmekte ve ekonomik kullanım bütünlüğünü bozmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, mahallinde teknik bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılıp yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda geçit kurulması mümkün olan tüm alternatifler belirlenmeli ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de gözetilerek en uygun alternatiften geçit kurulmak suretiyle bu ihtiyaç karşılanmalıdır.
./..
2011/7723 – 9149 – 3 –
Açıklanan bu yönler gözetilmeden yükümlü taşınmazın ekonomik bütünlüğünü bozar şekilde ikiye bölecek şekilde geçit kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 12.07.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.