Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/8016 E. 2011/12626 K. 25.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8016
KARAR NO : 2011/12626
KARAR TARİHİ : 25.10.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.06.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 30.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi asli müdahil vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.10.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden asli müdahil vekili Av. … ile duruşmasız olarak temyiz eden davacı … vekili Av. …ile karşı taraftan davalı Kooperetif vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı kooperatif ile şirket arasında 28.06.2003 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme uyarınca 46455 ada 1 sayılı parsel üzerine yapılacak 6.bloktaki 14 numaralı bağımsız bölümün yükleniciye bırakıldığını, yüklenicinin bu bağımsız bölümü 03.06.2008 tarihinde kendisine satışını vaat ettiğini, bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davaya asli müdahil olarak katılan …, davalılar arasındaki 28.06.2003 tarihli sözleşme gereğince inşaattaki bazı işlerin yapımının dava dışı … Konut Yapı Kooperatifi tarafından üstlenildiğini, buna karşılık kooperatifin üye kaydı yaptığını, … Kooperatifinin üyesi …’un 6.bloktaki 14 numaralı bağımsız bölümü kendisine devrettiğini, aynı taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı arsa sahibi kooperatif, davacı ve asli müdahilin aktif dava ehliyetleri olmadığını, sözleşmede temlik yasağı bulunduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, gerekli keşif giderleri karşılanmadığından söz edilerek kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … ve davaya müdahil olarak katılan … temyiz etmiştir.
Burada öncelikle 28.06.2003 tarihli sözleşmenin hukuki niteliği üzerinde durulması gerekmektedir. Anılan sözleşme kuşkusuz, arsa payı devri karşılığı inşaat yapımına ilişkindir. Karşılıklı edimleri içeren iki taraflı karma bir sözleşmedir. Sözleşmede yükleniciye arsa payı devri yapılması kararlaştırıldığından, sözleşmenin noterde düzenleme şekilde yapılması zorunludur (TMK m.706, BK m.213, Tapu Kanunu m.26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunun m.60). 28.06.2003 tarihli sözleşme, adi yazılı şekilde düzenlendiğinden yukarıda belirtilen yasa hükümleri gereğince kural olarak geçerli değildir. Ne var ki, mahkemece inşaatın önemli ölçüde tamamlandığı karar gerekçesine yazılmış, bu gerekçe arsa sahibi olan kooperatif tarafından temyiz edilmemiştir. 30.09.1988 tarih ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında tarafların tüm borçlarını eda etmesi halinde sözleşmedeki şekil eksikliğinin ileri sürülmesinin Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde kabul edilen iyiniyet kuralıyla bağdaşmayacağından, Dairemizce yapılan incelemede sözleşmenin hüküm ve sonuç doğuracağı kabul edilmiştir.
Gerek asıl davada davacı, gerekse davaya müdahale talep eden ayrı ayrı alacağın temliki hükümlerine dayanmıştır. Bir tanımlama yapmak gerekirse alacağın temliki, alacaklı (yüklenici) ile onu devralan üçüncü kişi (davacı ve asli müdahil) arasında borçlunun rızasına ihtiyaç göstermeden yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. Ancak, Borçlar Kanununun 162/I’deki “kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak men edilmiş olmadıkça borçlunun rızası aranmaksızın alacaklı alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir” hükmünden anlaşılacağı üzere her alacağın temliki mümkün olmayabilir. Başka bir anlatımla kanun, sözleşme veya işin niteliği icabı temlik olanaksızsa o alacak temlik edilemez.
Alacağın temlikine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davalılar arasındaki 28.06.2003 tarihli sözleşmenin 16.maddesi temlike olanak sağlamamaktadır. Dolayısıyla, ne davacı ne de davaya asli müdahil olarak katılan taraf düzenlemesi Borçlar Kanununun 162 vd. maddelerinde yapılan alacağın temliki hükümlerine dayanarak istemde bulunamaz. Diğer taraftan, aynı sözleşmenin 12.maddesinde de yapının teslimi iskan (=oturma) ruhsatının yüklenici tarafından alınması koşuluna bağlanmıştır. Dosya kapsamından, yapıya iskan ruhsatı da alınmadığı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalara göre, davanın çözümü için ayrıca keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığı açık seçiktir. Uyuşmazlık, keşfi gerektirmeden dosyadaki diğer delillerle çözümlenebileceğinden, mahkemenin davayı red gerekçesi yasaya uygun düşmemiştir.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekirse de hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan, karar gerekçesinin yukarıda açıklanan şekilde değiştirilerek düzeltilmesi ve hükmün HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilmiş bu şekli ile onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme karar gerekçesinin HUMK’nun 438/son maddesi gereğince değiştirilerek düzeltilmesine ve davacı ile asli müdahilin bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün GEREKÇESİNİN DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı … ve müdahil …’ya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 25.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.