Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/8239 E. 2011/9727 K. 22.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8239
KARAR NO : 2011/9727
KARAR TARİHİ : 22.07.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.12.2009 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, davalı idarenin yaptığı düzenleme ile artan su akışının taşınmazına zarar verdiğini, davalının bu şekilde oluşan müdahalesinin önlenmesini, davaya konu suların kontrol altına alınarak taşınmazının eski hale getirilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin karar davalının temyizi üzerine Dairemizce, hükmün HUMK’nun 388. ve 389. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonucu mahkemece dosya üzerinden alınan 07.03.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda gösterilen menfezin kapatılmasına, çeşitli yönlerden gelen suların yolun karşısında bulunan köy yolu altındaki 0.6 metre çaplı menfez marifeti ile davacının taşınmazından aktarılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 622 parsel sayılı taşınmaza müdahalenin önlenmesi, mevcut suların yataklarının eski hale getirilmesi isteğine ilişkindir. Çevreden gelen suların idarece yapılan çalışma sonucu toplanıp davacı taşınmazı içerisindeki mevcut arka verilmesi ve arkın genişletilmesi sonucu davacı
./..

2011/8239 – 9727 – 2 –

taşınmazının zarara uğradığı sabittir. Davacı bu zararının giderilmesini ve eski hale getirilmesini istemiştir.
Ancak mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ve 07.03.2011 tarihli ek rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Hüküm fıkrasında zararın ne şekilde giderileceği açıklanmamış olup kendi içinde çelişkilidir. Biriken suların menfez marifeti ile davacı taşınmazından aktarılmasına ayrıca menfezin kapatılmasına karar verilerek infazda tereddüt oluşacak şekilde hüküm kurulmuştur. Bu haliyle mahkemece kurulan hüküm HUMK’nun 388 ve 389. maddelerine uygun değildir.
Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma ile ve de bilirkişinin yeterli olmayan raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 22.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.