YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/837
KARAR NO : 2011/2693
KARAR TARİHİ : 03.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.06.2004 ve 11.02.2008 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine davaların birleştirilmesinden sonra yapılan duruşma sonunda; asıl davanın husumetten reddine, birleşen dosya yönünden kısmen kabulüne, dair verilen 15.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi birleşen dava davalılarından … ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yayla iddiasına dayalı tapu iptali ve sınırlandırma isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl dava yönünden davacının davasının husumetten reddine, birleşen dava yönünden davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, dava konusu 182 ada 6 parsel sayılı taşınmazın dosyada mevcut bilirkişi heyetinin 23.06.2008 tarihli raporlarında (B) ile gösterilen ve orman sayılan alanda kalan 315,73 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, birleşen davanın davalılarından … ve … temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre birleşen davanın davalılarının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Birleşen dava yönünden; çekişme konusu 182 ada 6 parsel sayılı taşınmaz kadastro işleminden sonra 11.07.1994 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Birleşen dava ise 11.02.2008 tarihinde açılmıştır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 11.02.2008 tarihi arasında, Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen dava davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 03.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.