Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/8731 E. 2011/11043 K. 27.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8731
KARAR NO : 2011/11043
KARAR TARİHİ : 27.09.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.10.2009 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, komşuluk hukukuna aykırı davranışın önlenmesi ve zarar görmesine sebep olan ağaçların kal’i isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, gelecekte meydana gelebilecek zararlar için mülkiyet hakkının şimdiden sınırlandırılamayacağı gerekçesiyle dava reddolunmuştur.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının yasal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu …” bölümünde yer alan 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Bu madde ile de mülkiyetin aşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir.
Burada esaslı unsur, zarar görmedir. Mahkemece, davalı taşınmazındaki bitkilerin gölge yaparak ya da köklerinin geçmesi nedeniyle, davacı taşınmazında verim kaybının olup olmadığı saptanmalıdır. Zararın varlığının saptanması halinde ise, uzman bilirkişiler aracılığı ile hangi ağaçların (bitkilerin) zarar verdiği, bunların kökünden ya da dalları kesilerek mi zararın giderileceği saptanarak, zararın giderim şekli hükümde açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda; yapılan keşif sonucu alınan 25.04.2011 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda beş adet kestane ağacının davacının evini tehdit ettiği bildirilmiştir. Hiç kimse can ve malına yönelik yakın bir tehlike altında yaşamaya zorlanamaz. Böyle bir tehlikeye maruz kalanlar sürekli bir korku ve endişe içinde olacağından zarar koşulunun gerçekleştiğini kabul etmek gerekir. Bu sebeple davacının evini tehdit ettiği anlaşılan ve anılan ziraat bilirkişisi raporunda belirtilen ağaçların kal’ine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 27.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.