YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8833
KARAR NO : 2011/9409
KARAR TARİHİ : 15.07.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.06.2010 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan kalan alacak sebebiyle girişilen icra takibine karşı itirazın iptali ve inkar tazminatı tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalı, ambalaj imalatının teslim edildiğini, ancak teslimden sonra ambalajlardan 45.030 adedinin arızalı olduğunun saptandığını, davacı ile görüşüldüğünü, arızalı olan ambalajların alınmadığını, ancak imha tutanağı düzenlenerek arızalı olan ambalajların yok edildiğini, siparişin ayıplı olan bölümü için kendilerinden bir bedel istenemeyeceğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki akti ilişki, 09.08.2007 tarihli sipariş formuyla kurulmuş, buna göre davacı, davalı iş sahibine sipariş formunda özellik ve sayısı belirtilen ambalajları yapma işini yüklenmiştir. Davacının icra takibi ile davalıdan tahsilini istediği 4.250,84 TL asıl alacak, meydana getirilen eserden dolayı ödenmeyen iş bedelidir.
./..
2011/8833 – 2011/9409 -2-
Davalı, kendilerine teslim edilen ambalajlardan 45.030 adedinin ayıplı olduğunu, bunların davacı şirketin temsilcisi …’ın da katıldığı 22.02.2008 tarihli imha tutanağı ile yok edildiğini savunmuştur.
Borçlar Kanununun 360.maddesinden anlaşılacağı üzere yapılan şey, iş sahibinin kullanamayacağı ve nispet kaidesine göre kabule icbar edilemeyeceği derecede kusurlu veya mukavele şartlarına aykırı olursa o eser ayıplıdır. Doktrinde ise, eserdeki ayıp “sözleşmede üzerinde anlaşılan (yüklenicinin esere ilişkin olarak zikrettiği) niteliklerin veya dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken lüzumlu niteliklerin eserde bulunamamasıdır” şeklinde tarif edilmektedir. Bir başka ifade ile belirtmek gerekirse ayıp, sözleşmede kararlaştırılan vasıfların veya lüzumlu bazı vasıfların bir veya birkaçının eserde bulunmaması demektir. Eserdeki ayıplar, kendini açık ayıp şeklinde gösterebileceği gibi gizli ayıp da olabilir. Açık ayıplar, eserin iş sahibine teslimi halinde kolaylıkla görülecek ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanımı sırasında kendini gösteren ayıp türüdür. Eserde açık ayıp varsa, Borçlar Kanununun 359/1.fıkrası uyarınca o ayıbın işlerin mutad ceryanına göre imkan bulunur bulunmaz yükleniciye bildirilmesi gerekir. Eserdeki ayıp gizli ayıp ise, Borçlar Kanununun 362.maddesi gereğince vakıf olunur olunmaz yükleniciye haber verilmelidir (ihbar edilmelidir). Uygulamada buna iş sahibinin “ayıp ihbarında” bulunması denilmektedir.
Dosya arasında, davalı iş sahibinin yükleniciye gönderdiği yazılı ayıp ihbarı yoktur. Dolayısıyla, gerek Borçlar Kanununun 359, gerekse aynı yasanın 362.maddelerinde sözü edilen ayıp ihbarı yapılmadığından, davalı iş sahibi sonuçlarına katlanmalıdır.
Ne var ki, dosyada yer alan davacı şirketin Ankara bölge yöneticisi …’ın da imzası bulunan “imha tutanağı” başlıklı belgede 45.030 adet arızalı olduğu tespit edilen ambalajın imhasının gerçekleştirildiği yazılıdır. Şayet tutanakta ismi geçen …, davacı şirketin yetkili temsilcisi ise Borçlar Kanununun 32.maddesi gereğince yaptığı işlem davacıyı bağlayacağından, dava konusu ambalajın ayıplı olduğunun kabulü gerekir.
Bütün bu nedenlerle mahkemece yapılması gereken iş, “imha tutanağı” başlıklı belgede imzası olan …’ın davacı şirketin yetkili temsilcisi olup olmadığını sorup saptamak, gerekirse taraflardan bu konuda delillerini isteyip toplamak ve eldeki uyuşmazlığı yukarıda belirtilen yönteme göre sonuçlandırmak olmalıdır.
./..
2011/8833 – 2011/9409 -3-
Değinilen bu yön üzerinde durulmadığından, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 15.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.