YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9096
KARAR NO : 2011/12083
KARAR TARİHİ : 14.10.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.04.2008 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, sözleşmede kararlaştırılan ceza miktarının tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalı, onarım işinin eksiksiz yerine getirildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki 26.07.2007 tarihli sözleşmenin incelenmesinden; davalının, davacının maliki olduğu bağımsız bölümlerde onarım işini yüklendiği, işin en geç 2 ay içinde tamamlanarak teslim edileceğinin, aksi takdirde her geçen ay için 1.000,00 TL tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
Davacı, anılan sözleşmenin 4.maddesindeki hükme dayanarak davalı hakkında icra takibine girişmiş, itiraz üzerine de eldeki davayı açmıştır.
Burada öncelikle sözleşmenin 4.maddesindeki tazminatın hukuki niteliği üzerinde durulması gerekecektir. BK m.158/II’ye göre taraflar “aktin muayyen (belirli) zamanda veya meşrut (kararlaştırılan) mahalde (yerde) icra edilmemesi halinde tediye olunmak üzere” ceza ödemesini kararlaştırmışsa, ifaya ekli cezai şart söz konusudur. Kısaca, 26.07.2007 tarihli sözleşmedeki “tazminat” sözcüğünden taraflar ifaya ekli ceza hükmünü arzulamıştır. İfaya ekli cezai şart, asıl borcun zamanında ve yerinde ifa edilmemesi ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Bu
bakımdan yasadaki “icra edilmemesi” sözcüğünü “asıl borcun ifa edilmemesi” olarak anlamak gerekir. Kararlaştırılan cezai şartla da asıl borcun zamanında ve belirlenen yerde yerine getirilmesi ihtimali kuvvetlendirilmek istenilmektedir. Taraflar, ifaya eklenen cezayla asıl borcun zamanında ve belirlenen yerde ifa edilme ihmalini kuvvetlendirmek istediğinden, cezanın istenebilmesi için alacaklının ifayı talepten vazgeçmemesi zorunludur. Başka bir deyişle ifaya ekli cezanın istenebilmesi, sözleşmenin feshedilmemiş olması koşuluna bağlıdır.
İfaya ekli cezai şarta ilişkin bu genel açıklamalardan sonra, somut olaya gelince;
Davacı vekili, duruşma tutanağına geçirilen 24.12.2009 tarihli oturumdaki beyanında davacının eseri teslim aldığını, işler süresinde yapılmadığından başka bir kişiye yaptırıldığını ve davacının binada oturmakta olduğunu ifade etmiştir. Görülüyor ki, davacı ifa talebinden vazgeçmiş, taraflar arasındaki sözleşme bu şekilde eylemli olarak feshedilmiştir. Belirtildiği üzere ifayı talepten vazgeçen alacaklı, ifaya ekli cezayı isteyemeyeceğinden davanın reddi yerine istemin yazılı bazı gerekçelerle hüküm altına alınması doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 14.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.