Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/9512 E. 2011/12428 K. 21.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9512
KARAR NO : 2011/12428
KARAR TARİHİ : 21.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.11.2010 gününde verilen dilekçe ile muhdesat kaydının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 14 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “kargir evin …”a ait olduğuna dair belirtme bulunduğunu, ancak taşınmaz üzerinde muhdesatın yer almadığını ileri sürerek terkin isteğinde bulunmuştur.
Davalı, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının taşınmazı üzerindeki muhdesat kaydı ile birlikte satın aldığı, terkin isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, muhdesat kaydının terkini isteğine ilişkindir.
Taşınmazın tapu kütüğündeki kaydında yer alan ve beyan niteliğinde olan üçüncü kişi lehine konulan muhdesat kaydının terkini istemine ilişkin davanın tapudaki hak sahiplerine, diğer bir anlatımla, belirtme ile sağlanan hakkın sahiplerine yöneltilmesi gerekir. Somut olayda, dava hak sahibine değil Belediye Başkanlığına yöneltilmiştir. Davalı … Başkanlığının davada pasif dava ehliyeti bulunmadığı gözetilmeden işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, yapı veya ağaç sahibi yararına konulan kayıt hakkın yıkılmak veya yanmak gibi sebeplerle sona ermesi halinde ya da hak sahibinin
arazi üzerindeki hakkından vazgeçmesi sonucu terkin edilir. Ne var ki, Türk Medeni Kanununun 1026. maddesi uyarınca terkin işlemini yapacak merci ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüdür. Bunun için tapuya başvurulup, hakkın yok olduğu ve sona erdiği belirtilerek terkin talebinde bulunulması, Kadastro Müdürlüğü elamanlarının zemine giderek hakkın sona erip ermediğini saptaması, bundan sonra da değişiklik beyannamesi düzenlenerek tapuya gönderilmesi gerekir. Terkin işleminden sonra adresi kayıtlarda belirli ise muhdesat sahibine Türk Medeni Kanununun 1019. maddesi gereğince duyuruda bulunulur. Dava ise ancak bu tebliğden itibaren 30 gün içinde hak sahibi tarafından terkin işlemine karşı açılır.
Görülüyor ki, davacı aynı zamanda idari makamın görevine giren bir işi yargı mercii önüne getirmiştir. Mahkemece bu yön de gözetilmemiştir. Muhdesatın yok olduğu iddiasıyla açılan eldeki davanın öncelikle pasif dava ehliyeti bulunmadığından reddi gerekirken değişik gerekçelerle reddi doğru değil ise de verilen karar sonuç itibariyle doğru olduğundan HUMK’nun 438/VII ve son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin yukarıda açıklandığı şekilde değiştirilmesine ve yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazının reddi ile yerel mahkeme kararının gerekçesi DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 21.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.