YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9672
KARAR NO : 2011/14515
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.02.2006 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, ikinci kademede muhdesatların bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; ispatlanamayan davanın reddine dair verilen 23.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.11.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 724. ve 729.maddelerine dayanılarak 313, 314, 325, 362 ve 364 sayılı parsellerde pay maliki olan bazı kişilere karşı açılmış temliken tescil, ikinci kademedeki istek ise muhdesat bedellerinin tahsili taleplerine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini bildirmiştir.
Mahkemece, koşulları oluşmadığından bahisle davacının her iki istemi de reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriği ile özellikle bir kısım muhdesatların dava konusu yapılmayan … ve … sayılı parseller üzerinde kaldığının saptanmasına, dava konusu parseller bakımından da davacının iyiniyetli olmadığının anlaşılmasına göre temliken tescil isteminin reddedilmesinde yasaya aykırılıktan söz edilemeyeceğinden, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 313, 314, 325, 362 ve 364 sayılı parsellerde davacı ve davalılar pay sahibidir. Aynı taşınmazlarda, dava dışı kişilerin de paylı malik olduğu anlaşılmaktadır.
Burada öncelikle Türk Medeni Kanununun 684. ve 718.madde hükümleri üzerinde durulması gerekecektir. Gerçekten, anılan yasanın 684.maddesi hükmüne göre bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Diğer yandan, aynı yasanın 718.maddesine göre arazi mülkiyetinin kapsamına yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Bu bakımdan dava konusu parseller üzerindeki kaysı ağaçlarında hem davacının hem de davalıların payları oranında mülkiyet hakları ile yasanın 683.maddesinde belirtilen kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkileri vardır. Anılan parseller üzerinde var olduğu tespit edilen kaysı ağaçlarının davacı tarafından dikilip meydana getirildiği, bakılarak yetiştirildiği Battalgazi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/70 esas 2002/3 karar sayılı dosyasından anlaşıldığı gibi, bu konuda dinlenen davacı tanıkları da iddiayı doğrulamıştır. Bundan dolayı, taşınmazlara paylı malik olan davacı diğer paylı malikler yararına ağaç dikmek suretiyle vekaletsiz iş görmüş, taşınmazlara artı değer sağlamıştır. Yukarıda zikredilen yasa kurallarına göre, kaysı ağaçları üzerinde paylı malik olan davalıların da kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkileri olduğundan, muhdesat (kaysı ağaçları) bedelleri davacıya ödenmeden davalı olan paylı malikler sebepsiz zenginleşmiş kabul edilir. Bütün bu anlatılanların sonucuna göre davacının muhdesatlar sebebiyle davalılardan payları oranında bedel istemine yönelik davasının dinlenmesi gerekmektedir.
Muhdesat (kaysı ağaçları) bedelinin nasıl hesaplanacağı sorununa gelince;
Türk Medeni Kanunu’nun 723.maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Üzerine bitki dikilen arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. Bunun gibi üzerinde bitki yetiştirilen arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile bitki diken malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır. Buna karşılık, üzerine bitki dikilen arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir (Prof.Dr.Kemal T.Gürsoy, Fikret Eren,Erol Cansel.Türk Eşya Hukuku.Ankara 1978.sh.610). Somut uyuşmazlıkta, davacı taşınmazda paydaş olduğundan, tapu kayıtlarının aleniliği prensibi gereğince davalıların da paydaş olduklarını bilmesi gerekeceğinden, iyiniyetli kabul edilemez.
Ne var ki, yukarıda da vurgulandığı üzere kaysı ağaçları sebebiyle paydaş olan davalıların da taşınmazlarda kullanma, yararlanma ve tasarruf hakları bulunduğundan, bu durum sebepsiz zenginleşmeye neden olacağından davacıya muhik bir tazminat ödenmelidir.
Muhik tazminatın tespit ve takdiri hakime ait bir görevdir. Olayın özelliğine göre bitkilerin dava tarihindeki değeri gözetilerek takdir edilir. Fakat, belirtildiği üzere bitki sahibi olan davacı kötüniyetli olduğundan arazi sahipleri olan paydaş davalılar kendileri yönünden bitkilerin taşıdığı en az değeri ödemelidir. Bu değer bitki nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş taktir yetkisi bulunmaktadır ( TMK.m.4).
Açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde, mahkemece yapılması gereken iş;
Yerinde yeniden keşif yapılarak dava konusu parseller üzerinde bulunan kaysı ağaçlarının yaş ve niteliklerini bilirkişilere belirtmek, bu niteliklere göre ağaçların dava tarihindeki en az değerini tespit ettirmek, davacı kötüniyetli olduğundan Türk Medeni Kanununun 4.maddesinde hakime tanınan takdir hakkına dayanarak davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarını belirlemek ve bu miktarı paylarına göre davalılardan tahsil etmek olmalıdır.
Değinilen yönler bir yana bırakılarak, davacının ikinci kademedeki isteminin de reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 29.11.2011tarihinde oybirliği ile karar verildi.