Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/9771 E. 2011/12127 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9771
KARAR NO : 2011/12127
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.07.2009 gününde verilen dilekçe ile yola elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 29.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalının köy yoluna elattığını belirterek, tecavüzlü kısımların kaldırılarak elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 715 ve 3402 sayılı kadastro kanununun ”Kamu Malları” başlıklı 16. Maddelerine göre yollar, kamu malı olarak kullanılmak üzere ya tahsisi yoluyla veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdendir. Yollar üzerinde kişinin bireysel hakları söz konusu edilemeyeceğinden ilgili olan her şahıs yola ilişkin olarak men’i müdahale ve kal isteyebilir.
Eldeki davada, fen bilirkişileri 23.03.2010 tarihli raporunda taşınmazın kepçe ile kazılmak suretiyle yola 6,60 m2’lik elatıldığını, 08.10.2010 tarihli ek raporda ise kırmızı ile taralı 6,60 m2’lik ihtilaflı kısmın kadastro çalışmaları sırasında yola terk edildiğini belirtmişlerdir. Davada istem yola elatmanın önlenmesine ilişkindir. Kadastro tespiti öncesi davalının yola elattığına dair rapor bulunduğu halde, kadastro tespit sonucu yolun zeminde var olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece mahallinde bilirkişiler marifetiyle keşif yapılmalı ve kadastro paftası zemine uygulanarak yola elatmanın mevcut olup olmadığı
belirlenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.