YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9832
KARAR NO : 2011/12236
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.06.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi kal ve komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 22.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalıların 19 parsel sayılı taşınmazından kanalizasyon borusu geçirmek suretiyle elattıklarını, davalılara ait 20 parsel sayılı taşınmazda bulunan evin çatısından akan yağmur sularının 19 parsel sayılı taşınmazındaki evinin temeline zarar verdiğini. Ayrıca evinin çıkış kapısının önüne giriş çıkışı engelleyecek şekilde araç park ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece elatmanın önlenmesi istemi hakkında, elatma yargılamalar sırasında sona erdiğinden karar verilmesine yer olmadığına, araçla ilgili istemin reddine, davalılara ait binanın çatısından akan yağmur suları davacıya ait binaya zarar verdiğinden çatı ve binanın dışına geçirilecek su toplama kapları ile tahliye borularının tesis edilmesi için kararın kesinleştiği tarihten itibaren davalılara 2.5 ay süre verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse,
diği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece mahallinde yapılan keşif sonrası inşaat mühendisi teknik bilirkişiden alınan 22.11.2010 tarihli raporda, çatıdaki yağmur sularının 20 parsel sayılı taşınmaza aktığı, yağmur ve kar sularının taşınması için saçtan su kanalı yapılıp tahliye borusuna verilerek kanalizasyona bağlanması gerektiği, zira davacının evinin temeline akan suların binada oturma , gerilme ve deformasyona neden olduğu görüşüne yer verilmiştir.
Mahkemece yapılan keşif ve uzman bilirkişi raporu ile davalının binasının çatısından akan yağmur sularının komşuluk hukukunun öngördüğü tahammül sınırları aştığı ve davacının binasına zarar verdiği saptanmıştır. Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderilme şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin karar yerinde açıkça gösterilmesi zorunludur. Mahkemece, zararlı davranışın giderim şekli projeye bağlanılarak açıkça
gösterilmemiş ve infaza elverişli hüküm kurulmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, teknik bilirkişiden zararın önlenmesi için yapılması gereken su toplama kapları ve tahliye borularının projesini, niteliğini, yapım şeklini ve krokisini gösterir infaza elverişli ek rapor almak ve bu rapor doğrultusunda infaza elverişli hüküm fıkrası oluşturmaktan ibarettir.
Kararın, açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; ilamların icrası İcra İflas Kanununun İkinci Bab’ın da düzenlenmiş olup, bir işin yapılmasına ilişkin olan ilamların ne şekilde infaz edileceği ise 30. maddede düzenlenmiştir. Kararın kesinleşmesi ile davalı ilamın gereğini yerine getirmediği taktirde, anılan madde hükmüne göre kararı infaz edilmesi için İcra Müdürlüğüne başvurması gerekir. Bu nedenle mahkemece zararın giderilme şekli açıkça yazılmak suretiyle hüküm kurulması ile yetinmek gerekirken zararın giderilmesi için davalılara 2.5 ay süre verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.10.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.