YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10453
KARAR NO : 2012/12173
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.09.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, genel yola çıkışı bulunmayan 30 parsel sayılı taşınmazı lehine, daha önce Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.1992 tarihli ve 1992/6-768 sayılı ilamı ile davalı …’e ait 32 parsel lehine kurulan 470 parseldeki geçide bağlanmak üzere davalılara ait 470 ve 32 parsellerden geçit kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 27 ve 28 parsellerin kuzeyinde bulunan yola bağlantı kurmanın en uygun geçit olduğu kanaatine varıldığından ve davacı tarafından bu geçit istenilmediği için davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif
esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Davacıya ait 30 parsel sayılı taşınmazın dosyada mevcut pafta örneğine göre genel yola çıkışı yoktur. Daha önce 30 parsel sayılı taşınmaz yararına kurulmuş bir geçit hakkı da bulunmadığından mutlak geçit ihtiyacı içindedir. Davacı taşınmazı yararına 27 ve 28 parseller üzerinden kurulmak istenen geçidin bağlandığı yolun devamında dere ile yolun kesilmesi nedeniyle geçit genel yola bağlanmadığından buradan geçit kurulması doğru görülmemiştir. Bu şekilde kurulmak istenen geçit davacı tarafından da kabul edilmemiştir.
Bilirkişilerin ortak düzenlediği 12.07.2011 tarihli rapor ve krokisinde, daha önce Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.1992 tarihli ve 1992/6-768 sayılı ilamı ile 32 parsel sayılı taşınmaz yararına geçit kurulmasına karar verilen davalı …’e ait 470 parsel sayılı taşınmazın batı sınırındaki geçide bağlanan alternatiflerden birinden geçit kurulması fedakarlığın denkleştirilmesi ve objektif esaslara göre en uygun güzergahlar olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının da bu güzergahlardan birinden geçit kurulmasını istediği gözetilerek yukarıda belirtilen geçide bağlanan en uygun güzergahtan geçit kurulmasına karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.