YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10741
KARAR NO : 2012/12352
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.07.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit irtifakı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde alternatif geçit güzergahındaki taşınmaz malikleri aleyhine dava açılmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu
olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Mahkemece, 03.06.2010 tarihinde yapılan keşif sonrasında geçit hakkı istenen taşınmazlar için akdi geçit irtifakı kurulması konusunda davacıya süre verilmiş, davacı tarafın başvurusu üzerine … İl Özel İdaresi İl Encümeni’nin 16.03.2011 tarihli 113 sayılı kararı ile davacıya ait 436 parsel aleyhine, 628 ve 1130 parseller lehine akdi geçit irtifakı kurulmuştur. Dosya içerisinde bulunan pafta örneği ve krokilerden en uygun alternatifin akdi geçit irtifakının kurulu bulunduğu 436 sayılı parsel üzerinden geçtiği anlaşılmaktadır. Yapılan birinci ve ikinci keşif sonucu alınan raporlarda da en uygun alternatifin, üzerinde lehine geçit irtifakı kurulması istenen taşınmazlar için akdi geçit irtifakı kurulan 436 sayılı parselden geçtiği belirtilmiştir. Bu durum karşısında, en uygun geçit alternatifleri 436 sayılı parseldeki akdi geçit irtifakı ile bağlantılı alternatifler olduğundan mahkemece, 422, 423 ve 424 sayılı parsellerin malikleri hakkında dava açılması için kesin süre verilmesi ve bu süre içerisinde dava açılmadığı için davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.