Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/10788 E. 2012/12319 K. 31.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10788
KARAR NO : 2012/12319
KARAR TARİHİ : 31.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.01.2010 gününde verilen dilekçe ile mera komisyon kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Mera Tahsis Komisyonu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı, dava konusu yere ilişkin kesin hüküm bulunduğundan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafları ve dava konusu aynı olan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/161 Esas -2003/33 sayılı Kararının kesin hüküm oluşturduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Köy Tüzel Kişiliği vekili temyiz etmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm 6100 sayılı HMK’nun 303. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın; taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Somut olayda, kesin hükmün varlığından söz edebilmek için kesin hüküm itirazına dayanak yapılan Horasan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/161-2003/33 sayılı dava dosyası getirtilmeli, mahallinde yapılacak keşifte davacı tarafından dava konusu yer gösterildikten sonra kesin hüküm oluşturduğu iddia olunan dosyanın fenni bilirkişi rapor ve krokisi mahalline uygulanmalı, aynı yer olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmalı, değerlendirilmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.