YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10835
KARAR NO : 2012/13052
KARAR TARİHİ : 09.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.04.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil karşı dava sözleşmesinin feshi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 31.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dayanılan sözleşme Borçlar Kanununun 213, T.M.K.nun 706 ve Noterlik Kanununun 89. Maddeleri uyarınca biçimine uygun olarak düzenlenmiştir. Bu sözleşmeye dayanan vaat alacaklısı olan davacı, mülkiyeti devir borcu altındaki satıcıdan taşınmaz mal mülkiyetinin hükmen tescilini istemiştir. 3.2.1995 tarihinde düzenlenen sözleşmede satış bedeli “1.000.000.000 TL” olarak gösterilmiş, dava da 18.1.2005 tarihinde 6.000,00 TL değer gösterilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmıştır. Mahkemece sözleşmedeki değere itibar edilerek Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve yapılan yargılama sonucunda; tapu iptali ve tescili davasının reddine, karşı dava olan sözleşmenin iptali davasının kabulüne karar verilmiştir
Hükmü davacı-karşı davalı … vekili temyiz etmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi gereğince; müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK’nın 1.maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Gerek harç gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır.
6100 sayılı HMK’nın 4. maddesinde sulh hukuk mahkemelerinin görevi belirlenmiş, 1086 sayılı HUMK’nın 8. maddesinin 1. fıkrasındaki mamelek hukukundan kaynaklanan değer ve miktara ilişkin hükümler 4. maddede yer almamıştır. Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 383. maddesi uyarınca, 382. maddede belirtilen çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Ne var ki, 6100 sayılı HMK’nın geçici 1. maddesi hükmüne göre bu kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümler uygulanmaz. Eldeki dava da 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce açıldığından mahkemenin görevli olup olmadığı 1086 sayılı HUMK’ya göre değerlendirilmelidir.
Somut olayda davalı, sözleşme konusu 44, 45, 5477, 60 ve 33322 ada 27 sayılı parsellerde davalı hissesinin iptali ile adına tescilini istemiştir. Dava konusu taşınmazların değerinin sulh hukuk mahkemesinin görevi içinde olduğunun kabulü hayatın olağan akışına uygun düşmez. Dava 18.01.2005 tarihinde açıldığından ve mülkiyetin nakli bu tarih itibariyle talep edildiğinden, dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değerinin keşif yapılarak belirlenmesi, saptanacak bu değere göre görev hususunda karar verilmesi gerekir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 09.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.